Birbirimize nasıl da görünmez olduğumuzu hiç düşündün mü, sevgili insan? Birbirimize bakıyoruz ama birbirimizi görmüyoruz. Birbirimizi dinliyoruz ama kendi benliğimizden çıkan sesleri duyuyoruz sadece. Başkalarının sözleri kulaklarımızın bir hatası, anlayışımızın bir harabesidir. İnsanların sarf ettiği sözlere kattığımız anlamlara nasıl da güvenle inanıyoruz.
Eskiden olduğum bir şeyim ben. Hiçbir zaman olduğumu hissettiğim yerde olmuyorum ve kendimi aramaya koyulsam, beni arayanın kim olduğunu bilmiyorum. Her şeye karşı hissettiğim can sıkıntısı beni uyuşturdu. Kendi ruhumdan sürgün edildiğimi hissediyorum.
İçimde başkaları dolanıyor. Onlardan uzak olduğumda bile, onlarla yaşamak zorunda kalıyorum. Yapayalnız olduğum zaman bile, etrafımı kalabalıklar çevreliyor. Kendimden kaçmadığım sürece, sığınacak bir yerim yok.
İnsan toplulukları ve aileler en baştan beri onur, sadakat, ahlak ve sevgi gibi “paha biçilemez” inançlar üzerine kurulmuştur. Bu şeyler piyasa alanının dışındadır ve parayla alınıp satılamamalıdır. Piyasa bunlara iyi bir eder biçse bile bazı şeyler mümkün değildir.
Kendimi tanımaya başlıyorum. Bir varlığım yok benim. Olmak istediğim ile başkalarının beni dönüştürdüğü şey arasındaki boşluğum ben. Beni odamda rahat ve tek başıma bırakmanızı istiyorum sadece.