“Evet, bilmek kılmaya, kılmak da olmaya sevk etmiyorsa sonuç büyük bir ahlâksızlıktır. Aslında bu bir ahlâk dairesidir, çünkü olmak süreklidir. O halde her oluştan sonra yeniden bu kez yeni bir hâl, makâm ve olgunluktan yeni bir bilme, kılma ve olma gelecektir. Bu dâire helezonik bir şekilde hareket eder; her bir çevrim tamamlandığında aslında başa değil, gerçek Varlık'a daha yakın veya uzak başka bir noktaya ulaşılmış olunur. Çevrimin yönü önemlidir. Bu çevrimin aşağıya, yani nefsâniyete mi, yoksa yukarıya, yani kemâlâta mı götürdüğü niyetle ilgilidir. Yani istikâmeti, yönü belirleyen niyettir.”
“Bizim medeniyetimiz gönül medeniyetidir. Gönlün hâlleri makamlardır. O yüzden bizim musikî makamlarımız pek çoktur. Çünkü her makâm bir âlemdir, her makâm kul içindeki âlemlerden bir ålemdir. Her kulun âlemi keşfedilecek bir âlemdir. Yaradan'ın nice mûcizelerinin bir semâisidir.”