“Bu söylediğim sözde senin anlayacağın derecededir. Ben doğru anlayan kişilerin hasretiyle ölüyorum. Anlayış su gibidir; beden testisidir. Beden testisi nefsani arzular yüzünden kırılınca içindeki su, akıl, zeka dökülür gider. Bu beden testisinin beş tane büyük deliği vardır. Anlayış suyu onlardan akıp gittiği için beden testisinin içinde ne su kalır ne de anlayış suyunun esası olan ve hakikat göklerinden yağan akıl karı kalır.
‘Gözlerinizi haram şeylere karşı sımsıkı kapayın.’ emrini işittiğin halde ey mümin, adımını doğru atmadın. Manasız söz söylemen ağız yoluyla senin anlayışını alır, uzaklara götürür. Kulak ise kum gibidir; senin suya benzeyen anlayışını içer. Böylece başka deliklerinde, yani öteki duygularında, senin gizli anlayış suyunu çeker alırlar.
Denizden bile yerine koymamak şartıyla su alsan, nihayet o denizin yerini çöl yapmış olursun. Vakit geçti, yoksa denizden alınan su yerine denize dökülen suları da anlatırdım. Harcandıktan sonra harcanan sulara karşılık denizlere nereden su gelir, söylerdim. Yüzbinlerce canlı mahluk denizden yer, içerler. Bulutlar da boş durmaz, denizlerden yukarılara su çeker dururlar. Sonra deniz, harcadıklarının karşılığını elde ediyor. O karşılıkların nereden geldiğini ancak akıl ve fikir sahibi olanlar bilir.”
“Baş gözü kör olan kişi görünen pisliklere bulaşır, kirlenir; fakat gönül gözü kör olan gizli pisliklere düşer. Görünen pislikler su ile temizlenirler; görünmeyen, gizli olan, içte bulunan pislik ise su ile temizlenmek şöyle dursun, arttıkça artar. İçteki pislikler belirince onları gözyaşından başka bir şeyle yıkamak, temizlemek mümkün değildir.”
“Bedenimiz, yolculuğu ruhumuzdan öğrenmiştir. Ruhun gezip yürümesi, keyfiyetsiz, neliksiz ve niteliksizdir. Şimdi Dakuki de bedenle gezmeyi bırakmıştır da, manevi bir keyfiyete bürünüp gizlice gitmektedir.”