Her ne kadar birbirinden bağımsız ve bölümler arasında kopukluk olsada aslında tek bir bağlantılı konusu "yürümek". Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Thoreau, Nerval, Kant ve Gandi gibi sağlam ve kendini kanıtlamış olan ünlü düşünür, şair ve din adamlarının hayatlarından ufak bir kesit ve ömürleri boyunca yürümenin önemini anlatan kısa kısa çok ayrıntılı olmasada biyogrofik anlatımı olan kitap.
Sayfalarında kaybolacağınız bir anlatım. Kimi bölümlerde muazzam bir betimlemeyle gözünüzde canlanacağı gibi kimi bölümlerde sinirlerinize hakim olamayacağınız bir konuya sahip. Bir aşk hikayesinden ziyade fantastik bir şekilde ikili yaşam biçimiyle örtüşüyor. Sonunda tabii ki çok şaşırtmasa bile
istediğiniz bir biçimde son buluyor. Haruki Murakami'nin yine depresyon ve cinselliğin ön planda olduğu, okumaya başladığınız an sürekli bir bölüm daha, bir bölüm daha diyerek merak uyandıran bir yapıtı. Her insanın duygularına dokanacak olan bir roman.
Okurken kendinizi Fransız gotik mimarisi Notre Dame Katedralinin basamaklarında hissedeceksiniz. Kimileri için zor okunduğu söylense de karakterler arasındaki bağ içinize dokunacak. Kimi tesadüfler karakterlerin hayatlarını değiştirdi ama ileriki yıllarda da kaderleri bir yazılmasa bile kalplerinde hissediliyor. Okumanız için gerçekten sabırlı olmanız gerek. Ne filmleri ne de çizgi filmi romanı kadar trajedili ve insana okunacak kadar yakın değil.
İntihar etmekte bir delilik sayılmaz mı ? Gözünü açtığı Villete gerçekten cehennemden daha beter bir yer mi ? Belkide hayatının anlamını yaşamının mucizesini orada olduğunu ne kadar sürede anlayacak. Herkesin hayatından bir kısımda olsa barındıran bu roman akıcı ve betimleyici anlatımıyla okuyan herkesi etkileyecek türden bir roman. Depresyonda olan veya depresyonda olduğunu sanan herkes ölmek mi ister yoksa hala hayatlarının amacının farkına varmamış ve mucizesiyle karşılaşmamıştır. Yaşadığımız her yeni günü belkide mucize olarak görmeliyiz.