Her şey böylesine doğru olduğu halde kadınlar neden kendilerini ait olmadıkları şekillere sokmak için eğilip bükülmeye çalışıp dururlar? Daha kedilerin yüzemeyeceğini ve tavukların suyun altına dalamayacağını anlamadan, onlara tekrar tekrar hatalı olduklarını söyleyen insanlara kulak verirler? Bunun nedeni çoğu zaman kadınların sadece bilmemesidir. Annelik görmemiş olmasıdır.
İlerde kızlarıma söylemek istediğim gibi: “Bir anneye doğdunuz, ama şansınız varsa birden çok anneniz olacak. Ve onların arasında ihtiyaç duyduklarınızın çoğunu bulacaksınız. Çünkü rehberlik ve öğüt alma ihtiyacınızın asla sonu gelmeyecektir.”
Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır, yer, içer, yaşar.
Eksik bir şey kalırsa, kendine değil başkasına güvenirsin, dışındaki bir varlığa yönelirsin, tanrıya örneğin. Tanrıya inanmak istiyorsan inan. Buna kimse karışamaz, kimsenin diyecek bir lafı olmaz. Ama şunu unutma bir eksiklikten doğan tanrı fikri daha baştan sakat bir fikirdir. Eksiklikten değil; bütünlükten, tamlıktan doğmalıdır tanrı fikri. Bardak dolsun diye değildir tanrı, bardak taşarsa tanrıya ulaşırız.