“..bir ananın mutluluğu, milletin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Kaderi de onun kaderiyle bir oluyor.”
“Kara toprak, sevgili Toprak Ana, hepimizi sinesinde barındıran sensin! Bizlere mutluluk vermeyeceksen neye yarar senin Toprak Ana oluşun? Dünyaya niçin geliyoruz? Biz senin çocuklarınız, bize mutluluk ver, bizi mutlu kıl Toprak Ana!”
Semerkant, Amin Maalouf’la tanışma kitabımdı.
Kitap ana hatlarıyla iki bölüme ayrılmıştı. İlk bölümde Ömer Hayyam dönemini anlatırken ikinci bölümde ise 20. yüzyılda İran kaleme alınmış.
İlk bölümü o kadar sevdim ve bitmesini istemedim ki.. Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah çevresinde gelişen olaylar o kadar güzel tasvir edilmişti ki adeta kendimi onlarla birlikte yaşarken buldum.
İkinci bölüm ise daha az dikkatimi çekti diyebilirim. Bunun sebebi de günümüz İran devletinin ayrıntılı bir şekilde işlenmiş olması olabilir. Bu yüzden de olaylara tam anlamıyla bağlanamadım.
Kitabın sonu ise beklediğimden yalın ama etkili şekildeydi. Boğazımda bir düğüm bıraktı.
Bana göre kitabın olumsuz yanıysa Türklere biraz olumsuz bakış açısıyla bakılıp İran’ın yüceltilmesiydi. Bunu da tarihin hiçbir zaman yansız olamayacağı bilinciyle okursanız çok sorun etmiyorsunuz.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma