Büşra Ekin

Büşra Ekin
@Busraaekn
Kitap okumayanın okuma yazma bilmeyenden farkı yoktur.
16 Kasım
19 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
SARI Bir ara sokakta öldüm... Dün Öylece yani. Birdenbire Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde Granit duvarlı binanın anlamsızlığına, Şehrin boşu boşunalığına içerlerken Bırakmışım son nefesimi kaldırıma Bitmiş, Öylesine yani. BirdenbireYan binadaki otel odasından izliyordu oğlan Yüz ifadesini göremesem de Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı? O sokakta bitti her şey Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren Apartman sakinlerini düşlerken Sıkıntıdan Ölmüşüm... Dün
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hepimiz orospuyuz Korkmayan kadınlar kadar korkutucu bir şey yok bu erkek dünyası için. Her hak arayışı, her eşitlik talebi, her başı dik duruş orospu olmaya mahkûm. Değil miyiz? N’olur olalım! Bütün kadınlara çağrım. Bütün kadınlardan temennim. Bütün kadınlardan ricam. Hepimiz orospu olalım. Çünkü değilsek de olacağız. Hepimiz bir gün olacağız: Bir erkeğe hayır dediğimiz gün. Kimimiz üniversitede ayrı eve çıktığında, Kimimiz jartiyer giydiğinde, Kimimiz yolda yürürken sigara içtiğinde, Kimimiz bekar evine erkek aldığında, Kimimiz milli değerlere sahip çıkmadığında, Kimimiz fantezilerinden bahsettiğinde, Kimimiz kadın başına otostop çektiğinde, Kimimiz başörtüsünü çıkardığında,
İçselleştirilmiş Ahlakın Psikolojik Yanılgıları
Ahlak, bireyin toplumla uyumlu bir yaşam sürmesini sağlayan temel yapı taşlarından biridir. Ancak ahlaki değerlerin bireyde nasıl oluştuğu ve hangi psikolojik mekanizmalarla içselleştirildiği, bu sürecin sağlıklı mı yoksa zararlı mı olacağını belirler. Sigmund Freud’un psikanalitik kuramında önemli bir yer tutan süperego kavramı, içselleştirilmiş ahlakın bireyin ruhsal dünyasındaki işleyişini anlamamıza yardımcı olur. Bu yazıda, içselleştirilmiş ahlakın süperego temelli yanlışlıkları, Freud’un düşünceleri ve gerçek hayat örnekleri ışığında ele alınacaktır. Freud’a göre kişilik üç temel yapının etkileşimiyle oluşur: id (içgüdüler), ego (gerçeklik) ve süperego (vicdan). Freud süperego’yu şöyle tanımlar: “Süperego, bireyin ebeveynlerinden ve toplumdan edindiği ahlaki ideallerin içselleştirilmiş temsilcisidir; bireyi ödüllendiren ya da cezalandıran içsel bir ses hâline gelir.” (Sigmund Freud, The Ego and the Id, 1923) Süperego, bireyin doğru ve yanlış kavramını şekillendirir. Ancak bu yapı, aşırı katı değerler içerdiğinde bireyin kendi doğasını bastırmasına neden olur. Bu durum bireyde kronik bir suçluluk, öz-eleştiri ve değersizlik hissi yaratabilir. Bir çocuk, ailesi tarafından “Hata yaparsan değersiz olursun.” mesajıyla büyütülmüş olsun. Bu birey, yetişkinlik döneminde mükemmeliyetçi olur ve en küçük bir başarısızlıkta kendini sert şekilde eleştirir. Öyle ki, yeni şeyler denemekten korkar ve “yeterince iyi değilim” duygusu ile sürekli kaygı yaşar. Dini kuralları çok katı biçimde içselleştirmiş bir birey düşünelim. Bu kişi, günlük hayattaki basit zevklerden (örneğin eğlenmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek) bile yoğun suçluluk hissedebilir. Kendi insani isteklerini bastırdıkça zamanla depresif duygular gelişir ve yaşamdan keyif alma kapasitesi ciddi şekilde
Psikoloji
Dertlerin olsun spor yapmak kitap okumak dans etmek gibi bunlar olsun hayatında zorlukları olacak elbette hedeflerin olsun ve kimse için bunlardan fedakarlık yapma onlar senden bir parça bunu insanlar için feda edersen eksik hissedersin para zaman bunların yeri dolar feda et ama sana keyif veren hiçbir şeyi feda etme
Psikoloji
Almanca'da “ köylü kurnazlığı “ diye bir deyim vardır. Bu deyim aşırı pragmatik, şu an için avantaj getiren, genelde prensipten uzak ve günü kurtaran yaklaşımlar için kullanılır. Olayın arka perdesini fazla irdelemeden, orta vadedeki sonuçlarını hesaplamadan sadece 'bugün getireceği avantajın peşinde olmak' anlamında kullanılır. Ortalıktaki bir ton işe ve harekete bakınca bizde de “ köylü kurnazlığının“ oldukça yaygın olduğunu görmemek elde değil. Sadece “ benim memurum işini bilir” den, “ dün dündür, bugünde bugün” e, mikrofon açık bırakılınca “ isterse yapmasın “ a kadar gelen bir politikacı sendromu olarak kalsa iyi... Toplumun her kesimini sarıp sarmalamıştır. Köylü kurnazlığının yaygın olduğu toplumlarda yalakalık, işi için gerekirse ceset çiğnemek, başkalarını haklarını kendi avantajı için ihlal etmek alır yürür. İşin enteresanı bu tip kurnaz kendi yarattığı gerekçelere kendisi en kolay inandığından bunu sonuna kadar savunur. Köylü kurnazı elektiriği yandaki trafodan çalar, gelir kahvede bide bununla övünür. Kendini kurnaz zanneden mütahit, demirden çalar ve gece “ne biçim kar yaptım” diye iyi uyur. Ev birisinin kafasına yıkılınca vicdan azabı bile duymaz.
Kişisel Gelişim