Birçok meşhur ilişki kitabında geçen öğütleri uyguladığınızı farz edin. Bir partneri nasıl "elde tutacağınıza" dair ipuçları sunarlar: Çok ulaşılır olmayın, meşgul değilken bile meşgul olduğunuzu söyleyin, aramayın, bırakın o arasın, çok ilgili görünmeyin, gizemli davranın. Muhtemelen bu yolla gururunuzu, bağımsızlığınızı koruyor ve partnerinizin
saygısını kazanıyorsunuz. Fakat hakiki ihtiyaç ve duygularınıza karşı dürüst davranmıyorsunuz aslında. Güçlü ve kendine yeter görünmek için bunları bir yana atıyorsunuz. Aslında bu kitaplar ve verdikleri öğütler doğru, bu davranışlarla gerçekten daha çekici de olabilirsiniz. Ama bağlanma teorisinden habersiz oldukları için söz etmedikleri şey şu ki, bu önerileri uyguladığınızda tek bir tip partner için çekici olacaksınız - o da kaçıngan biri için. Neden mi? Çünkü bu öğütler esas olarak sizden ihtiyaçlarınızı görmezden gelmenizi ve ilişkideki yakınlığı/mesafeyi karşı tarafın belirlemesini savunuyorlar. Kaçıngan insan deyim yerindeyse, ne yardan geçerim ne serden tutumunu izleyebilir. Birlikte olduğunuzda, sizin yakınlık ihtiyacınızı ve birlikte olmadığınız zamanlarda ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmadan, doğal olarak sunduğunuz keyif ve yakınlığın tadını çıkarabilir. Fakat olmadığınız biri gibi davranarak, diğer kişiye kendi şartları doğrultusunda sizinle olmanın ve dilediğinde gelip dilediğinde gitmenin iznini de vermiş olursunuz.
Bu şekilde oyun oynamanın rol yapmak olması bir yana, asıl sorun uzun vadede geri tepecek olmasıdır.
Kaçıngan partneriniz başta kolayca size kapılacaktır - onlar bireyselliklerini sürdürebilecekleri insanları tespit etmede iyidir. Devamında artık renginizi belli etme zamanının geldiğini düşüneceksiniz. Nihayetinde bütün isteğiniz, çok yakın olmak, birlikte çokça nitelikli zaman geçirmek ve