"Daha çok anlat" dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sükût, o içine girilemeyen, o sorguya çekilemeyen sükût, o vurdumduymaz, o sessiz, o feryatsız, o yaşsız keder onları herkese yabancı kılıyor, herkese tehdit savurur hâle getiriyordu."
"Doğrusu şu ki bana acı veren şeyler, bana, sadece bana acı veriyor. Beni endişeye düşüren şeyler, beni, sadece beni endişeye düşürüyor. Artık beni kimseler anlamıyor, ben de kimseleri anlamıyorum..."
"545. Sâki kerem et, aklım başımda değil; hiçbir şeye aldırış etmemek bağıyla bağlanmış ayağım.
Şarap sun; çünkü bu dert, çâresiz bir dert; söz denizininse kıyısı, bucağı yok.
Bu uçsuz, bucaksız deniz dalgalanmasın mı? Söylemeyeyim mi ben? Sen insâf et.
Şarap nûrunu esirgersen, gönül ayını bulut altında gizlemiş olursun.
Paramparça olmuş gönlümüzden kork; ipek kumaşını, ipek elbiseni, ateşimizden sıçrayan kıvılcımlardan sakın.
550. Başımda, kenarı görünmeyen heves denizi dalgalanmada; sözden ne çıkar? Sözden ne çıkar? Söz dediğin bir nefesten ibarettir."
Sâkıy kerem eyle bî dimâgım
Pâ-beste-i rişte-î ferâgım
Mey ver ki bu derd çâresizdir
Deryâ-yı suhan kenâresizdir
Bî cûş kala bu kulzum-î sâf
Ben söylemeyim sen eyle insâf
Mey nûrını çün dırıyg edersin
Vehmet dil-i pâre -pâremizden
Dîbânı sakın şirâremizden
Başımda ki kulzum-î hevesdir
Sözden ne çıkar ki bir nefesdir
"Dünya tarihi zorla tarihe geçmek isteyenlere izin vermez, kahramanlarını kendisi çıkarır, ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar bu seviyede olmayanları acımasızca yok eder; talihin arabasını bir kez kaçıranlar bir daha asla o arabaya binemezler."