“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım.Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım…”
“Yıldızlardan daha güzel bir şey var mı?”
Çok gezmiş görmüş olan Léo aynı fikirde değildi, kızıla çalan bıyıklarıyla oynarken biraz küçümseyen bir tavırla, “Sen hiç deniz gördün mü Camura?” diye sordu.
“Hayır, hiç görmedim.”
“Öyleyse nasıl böyle konuşabiliyorsun? Deniz... Eşi benzeri yoktur onun. Tanrı dünyayı elleriyle yaratmış. Deniziyse sevgisiyle.”