Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
-Yüksek öğrenim sürecinin uzunluğuna ve pahalılığına, zenginin zarif alışkanlıkları için artan imkanlara ve bu yöndeki teşviklere bağlı olarak- büyümekte olan aynı uçurum, bir sınıfla öteki arasındaki alışverişi sağlayan, türümüzün sosyal tabakalara göre bölünmesini geciktiren sınıflar arası evlilikleri daha da seyrekleştirecek. Böylece, sonunda yerin üstünde, zevk, konfor ve güzellik yaşayan Sahip-olanlar ile yerin altında, sürekli bir biçimde işlerinin koşullarına uyum sağlamakta olan işçiler, yani Sahip-olmayanlar kalacak. Yerin altına indiklerinde, mağaralarının havalandırılması için kuşkusuz azımsanmayacak miktarda kira ödemek zorunda kalacaklar ve reddederlerse eğer, açlıktan sürünecek ya da borçlarının batağında boğulacaklar. Sefil ve asi mizaçta olanlar ölecek; nihayet o sabit denge sağlanınca, geride kalanlar yeraltı yaşamlarının koşullarına, Yukarı-Dünyalıların kendi koşullarına uyum sağlayacağı kadar uyacak ve kendilerine göre mutlu olacaklar.
Zaman Yolcusu kolay kolay anlayamayacağınız şu adamlardan biriydi; onunla ilgili her şeyi kavradığınızı asla hissedemez, her zaman kurnaz bir ihtiyattan, görünür içtenliğinin arkasında pusuda bekleyen bir hinlikten kuşkulanırdınız.