Vaktiyle bir insanın önünde diz çökdüğün gerçeğinin hatırası, zamanla o insana tepeden bakma yöneltir kişiyi. (…) Özgürlük, bağımsızlık ve bencillikle dolu bu devirde doğmanın bedelini yalnızlıkla ödüyoruz.
Ölmüş gibi yaşamaya azmetsem de bazen gönlümün dış dünyanın heyecanlarına kapıldığı oluyordu. Fakat o yöne doğru hareketlenmeyi düşünür düşünmez müthiş bir güç, artık nereden çıkıp geliyorsa, gönlümü tek bir hamleyle kavrayıp en ufak bir hareketine izin vermiyordu. (…) Her daim gönlümü zapt eden o gizemli müthiş güç, yaşamımı her yönden tüketip bitirirken, yalnızca ölümün yolunu özgürce gidebilmem için açık bırakıyordu.