Bir profesörüm 'Düşman düşmanlık eder önemli olan o zaman bizim ne yapıyor olduğumuz.' demişti. Okurken ne kadar haklı olduğunu gördüm. Sivil kadınlar bile işgalci güçlere karşı hiçbir şey yapamadıkları halde sözleriyle lanetlediler. Gücü olan vali ve komutan ise işgalciye hizmetle meşguldü. İnsanı yaralayan düşmanın düşmanlık etmesi değil de içimizde bizden olanın hainlik etmesi. Bugün Hasan Tahsin ve vatanı için direnen Türk kahramanlarına ne kadar dua ediyorsak, Türk milletini ve vatanını işgalcilerin kucağına bırakan insanlarımıza da o kadar lanet ediyoruz... Bizler işgali, katliamı, acılarımızı anarsak tekrar yaşarız diye korkuyoruz fakat dile getirmek değil unutmak tekrarını yaşatır!
Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor?
Yapayanlış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır, onunla ısınmaya çalışmışım gibi hissediyorum kendimi. Babam anlattıklarıyla o hırkanın bütün ilmeklerini söktü. Eline yumağı dolayıp yavaş yavaş söktü üstümdeki hırkayı, çırılçıplak kaldım.'