Seyhan Rumelli

Seyhan Rumelli
@By_Rumelli
IT uzmanı
Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü
Hatay
59 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Stefan Zweig'in kısa eserlerinde bu kadar yoğun duyguyu, psikolojik derinliği ve akıcılığı bir arada sunabilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Okuduğum beşinci Zweig kitabı olmasına rağmen yine beni etkileyen, sürükleyen ve sonuna kadar merak duygusunu canlı tutan bir eserle karşılaştım. Zweig, insan psikolojisini ve karakter çözümlemelerini ustalıkla yapıyor. Bunda, yaşadığı dönemin ve tanıklık ettiği savaşların insan ruhunda bıraktığı izlerin büyük payı olduğunu düşünüyorum. İnsan davranışlarının karmaşıklığını ve duyguların insan üzerindeki etkisini son derece başarılı bir şekilde aktarıyor. Korku, zengin ve rahat bir yaşam süren evli bir kadın olan Irene'nin yaşadığı yasak aşkı ve bu ilişkinin ardından maruz kaldığı şantaj tehdidi nedeniyle içine düştüğü psikolojik gerilimi konu alıyor. Zweig, Irene'nin korkularını, vicdan azabını ve giderek artan kaygılarını öyle etkileyici anlatıyor ki okur da onunla birlikte bu baskıyı hissediyor. Irene'nin eşi Fritz ise hayatını mantık, düzen ve olgunluk üzerine kurmuş başarılı bir avukat. Bu nedenle okurken zaman zaman insanın aklına "Böyle bir adamı neden aldatır?" sorusu geliyor. Ancak Zweig, tam da burada insan psikolojisinin her zaman mantıkla açıklanamayacağını gösteriyor. Psikolojik gerilimin bir an olsun düşmediği, akıcı dili sayesinde kısa sürede okunabilen ve insan ruhunun karmaşıklığını başarıyla yansıtan bu romanı kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Jack London'ın Kızıl Veba adlı kısa romanı, yazarın 1912 yılında kaleme almaya başladığı ve yaklaşık yüz yıl sonrasını hayal ederek kurguladığı bir kıyamet sonrası hikâyesi. Eser, tüm dünyayı etkisi altına alan ölümcül bir salgının, insanları kısa süre içinde kızıl renge dönüştürerek ölümlerine neden olması sonucu insanlığın yok olmanın eşiğine gelişini ve hayatta kalmayı başaran az sayıdaki insanın verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Yazar, bu salgını Orta Çağ'da milyonlarca insanın ölümüne neden olan veba salgınına benzeterek hastalığı "Kızıl Veba" olarak adlandırmış. Kitabın dili oldukça sade ve akıcı. En dikkat çekici yönlerinden biri ise London'ın, yüz yılı aşkın bir süre önce 2013 yılı için yaptığı bazı öngörülerin günümüzde bile şaşırtıcı gelebilmesi. Bir salgının medeniyeti kısa sürede çökertmesi, düzenin yerini kaosa bırakması ve insanların ilkel yaşam koşullarına dönmek zorunda kalması etkileyici bir şekilde işlenmiş. Yazar, felaket sonrasında ortaya çıkan topluluklar üzerinden asker, rahip ve kral gibi otorite figürlerinin yeniden doğuşuna da göndermelerde bulunuyor. Ayrıca uygarlıkların belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra çökmesi ve ardından yeniden yükselmesi fikrini, medeniyeti denizlerde oluşan köpüklere benzeterek oldukça etkileyici bir şekilde aktarıyor. Koronavirüs salgınını ve Maraş depremlerini yaşamış biri olarak, kitapta yer alan salgın, yangın, kaos ve toplumsal çöküş sahneleri bana farklı duygular hissettirdi. Bu nedenle eser, yalnızca bir bilim kurgu ya da felaket hikâyesi olmanın ötesinde, insanlığın kırılganlığı üzerine düşündüren bir metin olarak da dikkat çekiyor. Kıyamet sonrası edebiyatının öncü örneklerinden biri sayılabilecek bu kısa romanı, hem Jack London hayranlarına hem de felaket ve distopya temalı eserlerden hoşlananlara
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Puan vermedi
Kitap, gemiyle ulaştığı bir liman kentinde, ertesi gün kalkacak treni beklemek zorunda kalan Alman bir turistin kısa ama etkileyici hikâyesini anlatıyor. Kahramanımız, hiç tanımadığı bu şehirde vakit geçirmek için arka sokaklarda rastgele dolaşırken, kendisini bir anda kendi ülkesinden insanların trajik yaşam öyküsünün içinde buluyor. Zweig, her zamanki gibi insan ruhunun derinliklerine inmeyi başarmış. Özellikle cimriliğin ve maddiyata bağlılığın insan ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkisini oldukça çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Kısa olmasına rağmen yoğun duygular barındıran, akıcı dili sayesinde bir çırpıda okunabilecek etkileyici bir eser. İnsan psikolojisini merkeze alan güçlü öykülerden hoşlananlara kesinlikle tavsiye ederim.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyunca fark ettiğim en önemli şey, bireye ve bilhassa çocuklara sürekli bir düşüncenin empoze edilmesinin ne kadar tehlikeli olabileceği oldu. İnsan, kendisine durmadan söylenen bir şeyi yanlış bile olsa bir noktadan sonra doğru kabul edebiliyor ve bu durum geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Yaşar Kemal de bu gerçeği kısa bir öykü tadında, akıcı ve etkileyici bir şekilde aktarmış. Kitapta özellikle eski kuşakların batıl inançlarının ve geleneklerinin birey üzerinde bıraktığı tahribatı açıkça hissedebiliyorsunuz. Eski Çukurova’nın bir köyünde geçen hikâye, köy hayatını, toplum baskısını ve insanların birbirleri üzerindeki etkisini oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Karakterlerin yaşadığı psikolojik baskı okuyucuya da geçiyor. Ek olarak Esme karakterine ayrı bir üzüldüm. Kendisine köyü terk etmesi için bir fırsat verilmişken, oğlunu geride bırakmamak adına kalmayı seçmesi ve sonunda kendi oğlu tarafından acı bir şekilde öldürülmesi oldukça sarsıcıydı. Özellikle ülkemizde kadınların, bilhassa annelerin yaşadığı çaresizlikleri ve fedakârlıkları düşündüğümde, karakterin yaşadığı trajedi çok daha etkileyici geldi. Romanın bu dramatik sonu, anlatılmak istenen toplumsal baskıyı ve insan psikolojisindeki yıkımı güçlü bir şekilde hissettiriyor. Benim için tek olumsuz taraf, bazı bölümlerde yoğunlaşan şiirsel anlatım oldu. Yer yer hikâyenin akıcılığını yavaşlattığını düşündüm. Bunun dışında kitap oldukça sürükleyici; kısa olduğu için bir çırpıda okunabiliyor. Yaşar Kemal’in güçlü ve zengin anlatımı, Abidin Dino’nun çizimleriyle birleşince ortaya etkileyici bir eser çıkmış. Hem toplumsal eleştirisi hem de verdiği mesaj açısından okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Puan vermedi
Şimdiye kadar okuduğum Ahmet Ümit kitaplarından çok farklı bir tarzda yazılmış bir kitaptı. Şu ana kadar okuduğum her Ahmet Ümit kitabı polisiye tarzdayken bu kitap ana temasını aşk üzerinden alan 10 ayrı öyküden oluşuyor. Hikayeler oldukça dikkat çekici ve farklıydı. Kitabın son öyküsu olan ve uzunluğu hemen hemen diğer 9 öykü kadar olan ana öykü aşk kopekliktir kısmı başlangıçta oldukça monoton ve sıkıcı olsada özelliklede bazı yerleri çok abartılı olsada, sonlara doğru, Ahmet Ümit yine akıcılığını konuşturmuş. Diğer öyküler genel olarak oldukça iyiydi. Bazı kısımlar abartılı olsada okunması keyifli bir kitap.
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201217,2bin okunma