Bayram kaya

İnsanlık tarihi şunu açıkça göstermiştir ki, hayat gemisi insanların ahlakının bozulmasından ve amellerinin kötülüğünden dolayı battığı zaman, içindeki beşeriyete ait her şeyle medeniyet eserleriyle, düşünce mahsulleriyle, ilmi ve felsefi ürünleriyle, edebiyat ve şiire ait parlak örnekleriyle birlikte batar. Bu gemi hiçbir zaman edebiyattaki duraklama okul ve üniversitelerin azlığı yüksek tahsilin olmayışı, malın azlığı veya hayat seviyesinin düşüklüğü gibi sebeplerle batmamıştır. Hayat gemisi, insan kendisine İntiharı hazırladığı için batar. Çünkü o ailesinin çoluk-çocuğunun mal ve mülkünün de içinde bulunduğu binayı yıkan bir manivela haline gelmiştir. Tarih açıkça gösteriyor ki, insan düşüncesi çoğu zaman binayı yapmak veya tamir etmek yerine, kendini (ölüme götüren) helak olmaya sevk eden sinir buhranlarına yakalanmıştır. Ve biz neredeyse Bu vakıayı manzarasının çirkinliği ve kötülüğünden dolayı inkar ediyoruz. İnsan kendi temelini bütün gücüyle yıkmaya çalışıyor. İnsanoğlu büyük bir şevk ve arzu ile bu çılgınca işlerle uğraşıyordu. Sanki bunlar bir inşaat faaliyeti ve insanların hayrına ait güzel bir iş, mümtaz bir hizmetti. Ölüm hendeğine düşmekte ısrar ediyordu. Hayattan bıkıp usanmıştı. İçindeki arzu ve istek onu helak olmaya zorluyordu. Sanki hayat onun için azap ve cehennem, ölümse nimet ve cennetti.
Hayat
Reklam
Rivayet olunur ki, bir öğrenci topluluğu, denizde gezip eğlenmek veya bir yere gitmek üzere bir gemiye binerler. Gönülleri neşeli, vakitleri de boldur. Gemiyi yürüten ümmi kaptan, lâtife ve güzel sözler, eğlence ve insanı rahatlatıcı konuşmalar ve davranışlar için adeta biçilmiş bir kaftan. Zeki ve cesur bir öğrenciyle kaptan arasında şu konuşma geçer: Öğrenci: "Kaptan amca hangi ilimleri tahsil ettin?" Kaptan: "Aziz kardeşim ben hiç ilim tahsil etmedim." Öğrenci: "Tabii ilimleri de mi?" Kaptan: "Asla, onların adını bile duymadım." Bu defa başka bir öğrenci kaptana: "Fakat Öklides'i cebiri mutlaka okumuşsundur" Kaptan: "Bu çok daha garip. Bu korkunç ve garip isimleri ilk defa duyduğuma inanmalısınız." Üçüncü bir öğrenci: " Fakat coğrafya ve tarih okuduğunuza eminim"dedi. Kaptan "Bunlar iki şehrin mi yoksa iki şahsın mı adlarıdır? " diye karşılık verdi. Bunun üzerine gençler kendilerini tutamayıp kahkahalarla güldüler ve şöyle dediler. "Amca yaşın kaç?" Kaptan: "40 yaşındayım." Öğrenciler: "Amca, ömrünün yarısını boşuna geçirmişsin." Bu sözler Kaptan'ın boğazında düğümlendi ve istemeyerek sustu. Zamanın geçmesini bekledi. Çünkü zaman gelip geçiciydi. Deniz coştu, dalgalanmaya başladı dalgalar yükseldi, gemi sallanıyordu. Dalgalar ağızlarını açmış, gemiyi yutmaya uğraşıyor. Gemideki gençler titriyorlar. Bu onların denizdeki ilk tecrübeleriydi. Gemi az kalsın batacaktı. Sıra Ümmi Kaptana gelmişti, öğrencilere sordu: "Gençler! Siz hangi ilimleri tahsil ettiniz?" Öğrenciler okullarda okudukları ve üniversitede daha geniş çapta bilgi edindiklerini, ümmi fakat hikmet sahibi Kaptan'ın maksadını anlamadan uzun uzadıya anlatmaya başladılar. Derslerin isimlerini sayıp bitirdiklerinde, Kaptan umduğunu elde etmenin galip gelmenin sevinci ile vakar içinde: "Sevgili gençler! Bu
Din
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı. (93/Duhâ, 3)
Din
El Muhyi( Can bağışlayan, sağlık veren) İnsan kendi evvelini düşünmeli. Bir vakitler ölü idik .Hayatımız yoktu, sonra ana rahminde Allah vücudumuzu yarattı, hayat verdi dünyaya çıkardı. Teneffüs ediyor, gıdalanıyor, büyüyor, boylu poslu, güçlü kuvvetli, arar, düşünür, bilir, bulur, işitir, söyler, kırar, koparır bir insan oluyor, döl, döş türetiyoruz. Bu hayat bizim malımız değil. Sırf Allahu Teala'nın bahşettiği bir nimettir. Dünya bir imtihan yeridir. Orada herkes yaptığı işle kendi değerini göstermiş ve bunu fiilen imzalamış olur. Allah, vakti gelince öldürecek ve sonra, herkese yaptığının karşılığını vermek üzere tekrar diriltecektir.
Din
Bütün insanlar, hep aynı maddeden ve aynı unsurdan yaratıldıkları halde, birbirinin tamamıyla aynı olan iki ses işitilemiyor. Bunu kulak fark ediyor. Birbirinin tamamıyla aynı iki sima görülemiyor. Bunu da göz ayırıyor. Yeryüzünde yaşayan milyonlarca insanlardan sureti, sireti, tavrı tamamıyla birbirine benzeyen iki insan bulunamıyor.
Din
Reklam