Busra

Busra
@Byssra
7 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Aşk kışın açan bir güneşe benzer ya da yazın sıcağında ansızın dökülüveren tatlı sağanağa. Ne kadar delice bir güzelliğe, yaşamı soluk soluğa yaşatan bir tutkuya sahip olsada geçicidir. Nasıl ki kışın açan güneşin ömrü kısacıksa, nasıl ki yazın yağan sağanak toprağı bile doğru dürüst ıslatmadan kesiliverirse, aşk da birdenbire bitiverir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Peki, yaşlanınca tanır mıyız kendimizi ? Ne istediğimizi bilir miyiz artık ? Zihnimiz bu muammayı çözebilir mi ? İnsan kendini, kendine izah edebilir mi ? Evet, belki... Belki ama sadece bir anlığına, belki bir süreliğine, ardından yeni bir olayın sarsıntısıyla ruhsal düzenimiz altüst olur, resim tümüyle değişir ve biz kim olduğumuzu unuturuz yine.
Sayfa 337·Kitabı okudu
Siz en iyisi bugün kendinize iyi bir yalan seçin. Çünkü bugün " Birleşmiş Milletler Dünya Yalana İnanma Günü'dür " bilmiyor musunuz ? Annelerin ağladığı dünyada Anneler Gününe inanıyorsunuz , elinizde sigara Dünya Sigara Bırakma Gününe katılıyorsunuz , aşkların minesi solarken , Sevgililer Gününe tapınıyorsunuz da Yalana İnanma Gününe niye inanmıyorsunuz ? Bu da mı yalan ?
Sayfa 48·Kitabı okudu
Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz ? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ; ve günün birinde hatalarını anlayınca yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Hâlbuki mümkün olanla kanaat etseler,hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tâbii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükutu , ne inkisar kalır. Bu halimizle hepimiz acınmaya layıkız ; ama kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek , ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki , ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden zavallı görmeye hakkımız yoktur.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Hayatımızın, bir takım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu , çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret olduğunu görüyordum.Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu.Bir kadın trenin penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar , o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi.Yahut , bir kiremit hafif bir rüzgârla yerinden oynayarak , devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi. Göz mü mühim kömür parçası mı ,kiremit mi kafa mı ,diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütaala yürütmeden kabule mecbursak , hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.
Sayfa 138·Kitabı okudu