Hem her şeyi göreceksin hem de görünmez adam olacaksın. Hem her şeyi işiteceksin hem de hiçbir şeyi işitmemiş gibi yapacaksın. Günde on saat yürüyeceksin, ama hiç yürümemiş gibi hissedeceksin kendini.
Dikkat! Spoiler içermemektedir.
Mevlut’un Beyşehir’den İstanbul’a göçü, baba mesleği yoğurtçuluktan bozacılığa, seri üretime geçilmesiyle bozacılıktan çeşitli mesleklere yönelişi, evlilikleri, hayal kırıkları ve terk edilişleri, aslında İstanbul’un 50 yıllık dönüşüm hikayesine tanıklık etmemizi sağlıyor. Romanda uzak mesafelerin gelişen teknolojiyle birlikte kısalması, bu kısalmayla artan yalnızlıklar, Mevlut’un gözünde İstanbul’un dönüşen, soğuk ama görkemli binalarının çehresine yansıyor. Mevlut arada hangi işi yaparsa yapsın, boza sevdasından vazgeçmiyor ve her birini heyecanla arşınladığı İstanbul sokaklarında şehrin hikayesini bizzat yaşıyor.