Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak çılgına döneriz. Mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölürlerdi.
En büyük hükümdar ile en değersiz köle aynı sorunu paylaşır. Bu sorunu çözmek için bilgeler, mentatlar tutmak bile işe yaramaz. Yanıtlara ulaşmak için ne tahkikat yapabilir ne de şahitler çağırabilirsin. Bu yarayı hiçbir hizmetkâr ya da mürit saramaz. Yaranı ya kendin sararsın ya da herkes görsün diye öylece bırakırsın ve kanamaya devam eder.