İnsan bazen olacak şeyleri değil, olmasını beklediği şeyleri yaşar. Sirte Kıyısı benim için tam da böyle bir roman. Bu kitapta olay yok gibi ama aslında insanın içinde sürekli bir şey oluyor. Sessiz, ağır ve kaçınılmaz. Orsenna’da zaman akmıyor, çürüyor. Her şey bir şey olacakmış gibi geriliyor ama hiçbir şey tam anlamıyla gerçekleşmiyor. Ve insan bir noktadan sonra şunu fark ediyor:Beklediğin şey dışarıda değil, kendi içinde büyüyen bir boşluk.Bu roman bana göre sabırsız okura göre değil. Ama eğer durup o sessizliği dinlersen, sana kendini gösteriyor. Ne tam bir başlangıç var, ne de net bir son.Sadece… yavaş yavaş yaklaşan bir şey.
Ve belki de en rahatsız edici olan bu:
Hiçbir şey olmuyormuş gibi görünürken, aslında her şey çoktan olmuş olabilir.Keyifli okumalar
Sirte KıyısıJulien Gracq · Sel Yayınları · 20214 okunma
“…Kumsalda çürüyen bir kayık ve o kayığı yeniden dalgalara terk eden biri… O kişi kayığın yitirilmesinin kendisini ilgilendirmediğini söyleyebilir belki ama kayığın gittiği yönle ilgilenmediğini söyleyemez.”
“Yeterince düşünmeden konuşuyorsun Aldo. ‘Cana kıyma’, öylesine söylenmiş bir söz. Devletler ölmez, bozulan yalnızca biçimdir. Çözülen bir ışık demeti. Bağlı duran şey, bir an gelir çözülmek ister, içinde barındırdığı çok belirgin bir biçim belirsizleşmek için can atar. Ben de bunun, zamanı gelmişse arzulanır ve iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Buna iyi bir ölümle ölmek denir.”