Yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. Bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmememize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hâlâ anlayabilmemizdir.
Bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu kurtarmaya çalışır. Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu bir yıkıntıya çevirir. Her zaman başarır bu işi.
Hırslı bir insan, ünlü birisi kendisini tanıyıp konuşmadı diye acı çeker; bir din adamıyla
konuşurken onun ilgisini çekmek için vicdanındaki huzursuzluktan dem vurur, böylece orada istemeden kendilerine kulak vermiş olan bireyci bir adamın gözünde gülünç düşer. Bu türden bir adamın çektiği her acının kökünde hırsın tersi olan kıskançlık yatmaktadır. Herhangi bir şeyin, bizim istemimizin dışında, rasgele bir şekilde olabileceğini düşünemez.