Kitap normalde o kadar amatör bir kurgu içeriyor ki sadece bukrenin sonunu merak ettiğim için okudum. Hatta okurken yuh artık dediğim yerler oldu. İçimden ben ne okuyorum diye kendime sorular dahi sordum. Ama kitapta bazı satırlar vardi ki gerçekten çok güzeldi. Aşka dair sözler insanın içine işliyordu. Zaten kitapı kurtaran da bunlar olmuştu. Hikayenin kurgusu o kadar basitti ki zaten başka şekilde de kendini kurtaramazdı. Kitapta en yakın arkadaşın bazen en yakın aşk olabileceği çok iyi anlatılmış. Sevmeyi bilmeyen bir kız ve hep bir kişiyi karşılıksız sevmiş bir adam. Sonunda gerçek aşkı buluyor. Ama en yakın arkadaşında. Doğrusu ben insan elindeki ile yetinmeyi bilmesi lazım. Platonik bir aşk için ömür harcamaya değer mi ? Bukre çok seviyor ama hep yanlış kişileri ben onun için mutlu bir son olmasına sevindim. Ama kitaptı okuyacak arkadaşlara hikayenin saçma ama bir kaç güzel satır uğruna okumasını tavsiye ederim.
Kaç insan katiline aşık olabilir ki ? Çok sevdiği üstelik onu hiç sevmezken. Hayatta rağmen sevmek diye bir şey olmadığını anlatan efsane bir kitap. Ben sevginin kıtasal olduğunu kabul ediyorum. Çok sevmek ile çok acı çekmek arasında o kadar bağ ver ki. Kimse kimsenin ne hissettiğini bilemez. Zorla sevgi olmayacağını insan öğrendiğinde işte uçurumun tam kıyısında açar gözlerini. Ve derki ben ne yapıyorum. Uğruna hayatını verdiği aşkı mutlu hemde onsuz ? Peki o neden mahvetti hayatını. Süslü cümleler ile aşkı satır satır yazsak da gelmez artık gidenler. Bu satten sonra uçurumun kenarında atsan kendini söylesene ne fark eder ? Bende hayat onsuz da güzel.
Doğrusu önceleri bir iş hayali ile bakıma muhtaç birine bakma işi ile başlayan bu kitap daha sonra bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Bir insan her şeyini kaybettiğinde nasıl yaşar ? İşte aşk yaşamaya ya da yaşatmaya yeter mi ? Bence aşkın bile her şeyi çözeöeyeceğini bazen yenilgiyi kabul etmek gerektiğini çok güzel özetliyor nu kitap. Herkes will toylor a kızabilir ama o yarım yaşamaktan ise kuruluşu seçti. Bence seçimlere saygı duymak lazım. Ayrıca kitapta en çok sevdiğim şey ise yardım edilmek istemeyen birine asla yardım edemezsin. Bunu o kadar iyi anlatıyor ki. Burda Luisa elimden geleni yapıyor. Bir insanı yaşatmak için kendinden tavizler veriyor. Her şeyini feda ediyor. Ama işte hayat bazen olmayınca olmuyor. Bazen kader deyip geçmek lazım. Olanlar ile yaşamak gidenleri kabul etmek gerek.