İncelemeye Doç. Dr. M.Volkan DÜLGER hocanın şu sözleri ile başlamak istiyorum. " Almanya'da söylenen bir söz vardır. 'Ceza hukuku, felsefenin ayakları yere basan halidir.' Dolayısıyla çoğu üniversitede ceza hukuku kürsüsü ile felsefe kürsüsü aynı kürsünün içindedir "
Bu kitap, 18. YY' da yaşamış bir filozofun günümüz ceza hukukunun temellerini attığı bir başucu eseridir. Beccaria bu eserinde hem dönemin -ve aslında tüm dönemlerin- yöneticilerine tavsiyelerde bulunmuş hem de felsefe ile ceza hukuku arasında adeta bir köprü görevini üstlenmiştir.
Ceza hukuku ile ilgilenen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitabı -özellikle de uygulayıcılar için- her zaman gözünüzün görebildiği bir yerde tutmanız dileğiyle.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir cezanın, bir ya da birden çok kişi tarafından bir yurttaşa karşı uygulanan kaba bir güç, şiddet olmaması ve sayılmaması için, her şeyden önce kesinlikle herkese açık, çabuk, kaçınılmaz, belli koşullarda olabilir yaptırımların en ılımlısı ve en azı, suçların ağırlığıyla orantılı ve yasalarla belirlenmiş bulunması zorunludur.
Suçları önleyen en önemli frenlerden biri, cezaların ağırlığı değil, cezaların kaçınılmaz olmalarıdır.
Hafif bile olsa bir cezanın kaçınılmaz bulunması, ondan yakayı sıyırmanın olanaksız olması, cezadan kurtulma umudunu veren daha acımasız ve ağır bir başka cezanın yarattığı korkudan her zaman daha büyük bir korku, bir etki doğuracaktır.
Çünkü, ufak bile olsalar kötülükler/acılar kaçınılmaz olduklarında insanların ruhlarını her zaman ürpertirler.