Jane Eyre, küçük yaşta yetim kalan ve zorlu koşullar altında büyüyen bir kızdır. Önce teyzesinin yanında kötü muamele görür, ardından Lowood okuluna gönderilir. Burada da hastalıklar ve disiplinle dolu bir hayat yaşar ama güçlü bir karakter geliştirir. Daha sonra Thornfield Hall’da mürebbiye olarak işe girer ve orada evin sahibi Bay Rochester ile tanışır. Aralarındaki ilişki aşk boyutuna ulaşır, fakat Rochester’ın geçmişindeki sır (karısının akıl hastalığı) ortaya çıkınca işler karmaşıklaşır. Kitapta Kadın özgürlüğü ve bireysel kimlik arayışı, sınıf farklılıkları, aşk ve tutku, din ve ahlak anlayışı temaları işlenmiştir. Aynı zamanda Gotik ögelere de yer vermiştir(esrarengiz ev, sırlar, çılgın kadın figürü). Jane, 19. yüzyıl kadın kahramanları içinde oldukça güçlü bir figürdür çünkü viktoryen dönemin katı geleneklerine rağmen kendi bağımsızlığını ve değerlerini korumaya çalışır. Rochester’a olan aşkına rağmen kendini feda etmez ve “ruhlarımız eşit” diyerek eşit bir ilişki talep eder. Rochester’ın evli olduğunu öğrenince (onu çok sevmesine rağmen) gitmeyi tercih ediyor. Çünkü kendi değerlerini ve ahlaki duruşunu kaybetmek istemiyor.Kendi ekmeğini kazanıyor. Kadınların çoğu evde otururken, Jane mürebbiye olarak çalışıyor. Bu dönemde çalışan orta sınıf bir kadın “garipsenen” bir durumdu. Kitaba yapılan eleştirilere gelecek olursak Muhafazakar çevreler tarafından asi, dine aykırı, tehlikeli; İlerici çevreler tarafından Kadın özgürlüğünün ve bireysel kimliğin cesur bir savunusu olarak görülmüştür.
Hala bile çeşitli yorumlar yapılıyor. Örneğin Slavoj Žižek kitabin sonunu her ne kadar histerik bir kadinin fantezisi olarak yorumlasa da jane Rochester ile o durumda eşitlendiğini düşündüğü için evleniyor. Jane döneminin ötesinde bir feministi. Viktoryen dönemde olduğunu göz