Gerçekten sabır sınayan bir kitaptı, benim açımdan. Dili akıcı, Chapman danışmanlık yaptığı evliliklerdeki gerçek hikayelerle örnekler vererek sohbet havasında yazmış.
Genel anlamda 5 sevgi dili varmış efenim buyrunuz;
1- Onaylayıcı Kelimeler (partnerinizi övün deniyor kısaca)
2- Kaliteli Zaman (e zaten?)
3- Hediye Alma (oralara gelene kadar neler var hocam..)
4- Hizmet Eylemleri (Ev işine yardımlarını bahşeden eden o 'iyi' adamcıklar)
5- Fiziksel Temas (Atış Serbest, dar alanda etkili paslar)
Çeşitli Sevgi Dillerinden bahsediliyor gördüğünüz üzere. Genel hatlarıyla cinsiyet eşitsizliği bir yana ÖKÜZ HERİFLERLE evlenen bedbaht ablaların trajik hikayeleri, hayır ya bu kadar gerizekalı olamazsınız, al da emzir bari abla, besle-büyüt belki adam olur, yuh be diye diye ibretlik yaşamların kesitlerini sunuyor.
Lanet olsun, yine bir başka kitaplıktan aldık, kitaptır dedik, geçenlerde bir psikoloğun da bahsetmesiyle vardır bir hayrı dedik okuduk. Okumayı öğrendiğim güne lanet ettim.
Bre kız sen neye bu kadar atar yapıyorsun sorusuna gelelim.
TARTIŞMASIZ BİR GERÇEK şu ki;
Kitapta da hayatta da vurgulandığı üzere, evde en az 1 kadın 1 adam yaşar, kadın evin hizmetçisi konumundadır zira eşsiz prensimiz 'ev işlerine' elini bile sürmez.
Ulan sen de yaşıyorsun o evde, yardım ne demek? Kendi bedeninin yarattığı fiziki sorumlulukları alamayacak kadar olgun değilsen neyine güvendin de evlendin diye soracak oluyorum ki aklıma bedbaht, çilekeş bunları olduğu gibi kabul edip sonra bir ömür mutsuz olan ablalar geliyor. Bu sadece bir örnek, bu karakterde insanlar sadece evdeki sorumluluktan kaçınmaz, - isim listesi yapar tek kalemde 50 ÖKÜZ yazarım o listeye- bi boka da yaramazlar. Çünkü benlik olgunlaşmadığında tek bir noktada hata var sanıp 1 iyi şeyi parlatmak da bedbaht ablaların