İnsan hayatını işler değil sözler yönlendirir.Bir şey yapma ya da yapmama imkânından ziyade farklı meseleler üzerine aralarında belirledikleri kelimelerle konuşmayı severler.
Franz Kafka'nın 1915 yılında yayımladığı uzun öyküdür. Dönüşüm ailesine bakan genç adam Gregor Samsanın kötü rüyalar gördüğü bir geceden sonra sabaha böcek olarak uyanması ile başlıyor. Başlarda olanları anlamaya çalışsa da bu duruma hiçbir açıklama bulamaz. Böceğe dönüştüğünü kavrasa bile sadece sorumluluklarını ve işe gitmesi gerektiğini düşünür. Çok geçmeden Gregor Samsa bu yeni hayatında iğrenilen, dışlanan, kalbi kırık bir böcek olarak kalıyor.
Franz Kafka'nın bu fantastik kitabı aslında böceğe dönüşen Gregor Samsadan çok daha içsel bir durumu anlatmaya çalışıyor.
-Pencerenin pervazına tırmanıp koltuğa basarak cama dayanıyordu; herhalde böyle yapmasının nedeni, geçmişte pencereden bakmanın iç dünyasında filizlendirdiği özgürlük duygusunu anımsamasıydı.
-Birinin hayatının neresinde olduğumu çözemediğim zaman hiçbir yerinde olmamayı garantilerim çünkü belirsizlik, değersizliktir.
-İçini büyük bir hüzün kapladı. “Biraz daha uyusam ve bütün bu saçmalıkları unutsam, nasıl olur?” diye düşündü.
-Paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?
Edebiyatın her şeyden önce bilincimizi değiştirdiğini söylemek bence yeterlidir.Bilincimiz değişirse hayata ve kendi hayatımıza müdahale edebilme yeteneği kazanmış oluruz. Bu da insanın bütün hayatına yetecek,biraz da artacak kadar anlam katmasını sağlayan bir kazanç sayılmalıdır.