Genel geçer kabule göre bir kimse hakkıında 'dindar denildiğinde o kimsenin aynı zamanda adaletli, merhametli, erdemli, faziletli olduğu, kısacası Kur'an ve sünnetin insanlığa takdim ettiği bütün üstün ahlaki meziyetlere sahip olduğu peşinen kabul edilmiş demektir. Ne var ki günlük hayatta karşılaştığımız sayısız örnekler bunun böyle olmadığını gösteriyor. Dindar bilindiği hâlde İslam'ın ahlaki meziyetlerine sahip olmayan nice insanlar görebiliyoruz. Beş vakit camide en ön safta gözyaşı dökmesine hayran kaldığımız bir mümini, çarşıda pazarda yalan söylerken, insanları aldatırken, anne baba hukukunu ciğnerken, kız kardeşinin miras hakkını gasp ederken, toplumsal hukuku ihlal ederken, ailesi ve komşusuna eziyet ederken görebiliyoruz. Bu durumda sormadan edemiyoruz: Bir insan hem dindar hem abit hem zahit hem de zakir görünüyorken hem de nasıl gayri ahlaki davranabilir; anlamak mümkün değil.
| Mehmet Görmez, İslam’da Zor Zamanalar -Bir Okuma Usûlü- , OTTO Yayınları, 1.Basım: 2021, s.60-61