Edindiğim ilk ve tek Louboutin imzası taşıyan parça, sekiz santim topuklu, açık burnunun üzerinde fiyonk bulunan, siyah saten bir terlikti. Düşünüyorum da sekiz santim topuklu terlik denen şeyi işkence aleti diye adlandırmak daha doğru olabilir. Yürümeye çalıştığımda -dikkatinizi çekerim çalıştığımda diyorum, çünkü bildiğimiz anlamda yürüyüşün gerçekleşebilmesi imkansızdı- sadece parmak uçlarımla yere basabiliyordum. Bu yüzden, vücudumun tüm ağırlığı
buralara birikerek, var olan bütün enerjimi de aynı yerde yoğunlaştırıyordu. Terlikleri ayağımda görenler hayran kalıyordu. Hayranlığını
dile getiren kişiye, "Biliyorum çok şıklar ama ayak parmaklarım uyuştu. Ne olur garsondan bir kova buz iste. Yoksa şuracığa yığılacağım," demiyordum. Kibarca gülümsüyordum.