Kendinden önce gelen her medeniyet, daha önceki medeniyetlerle bağdaşma yoluna gitmiş, Roma, Yunan medeniyeti ile kaynaşmış, Hıristiyanlık Romayla uyuşmuş, İslâm, ölü Yunan kültürünü, faydalı bir ayıklamadan sonra dirilterek kendi kültürüne katmış, Yahudilik ve Hıristiyanlığı gerçeğe çağırmışken, Rönesans sonrası Avrupa, gerçek bir ümanizmden yoksun olarak, kendisine her müsbet alanda öğretmenlik, yol açıcılık yapmış olan İslâm Medeniyetini bütün gücüyle inkara, yıkmağa, yok etmeye çalışmıştır. Dünya tarihinin bir eşini kaydetmediği bir medeniyet olan Endülüs Medeniyetinin katili bizzat Avrupa değil midir?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabı hakikaten çok beğendim. Üstad tarihi bir süreci tiyatrolaştırmış. Kısa kısa öz noktalarına değinerek meseleleri ve meselelerin etkisini izah etmiş. Bunu sadece bir metin olarak değil aynı zamanda da ruh olarak ortaya koymuş. Zamanın insanlar üzerindeki etkisini iki pınar üzerinden anlatmış. Gençlere tavsiye olarak okutulabilecek müthiş eser.
Para mevcudunu taşıran hükümet, şahısların ceplerine el atmadan ve paralarına dokunmadan onları dilediği nisbette eksiltmiş, yani en modern usülle halkı soymuş olur. Basılan para da, halkın kesesesine değil, dönüp dolaşarak büyük sevmeyi kasasına iner.
Yüzlerce yıl keşfedilemeyen, hep yabanlar elinde sömürülen, bir türlü kendi kendisinin efendiliğini alamayan Anadolu'nun derdi!.. Şuurlandırılamayan dert.
Tanzimattan sonrasını şöyle gör: İstanbul'da donanma, düğün dernek; Anadolu'da karanlık, cenaze, kıtlık...Sınırlarda ateş, kan, göç... Her bucakta kargaşalık, kopuş, baş kaldırış... Yürü Anadolulu. Rum illerinin buzlu dağlarında, Arabistan'ın korlu kumlarında ölmeye... Dönüşü olmayan bir gidiş, bir sürülüş, bir sürükleniş... İşte manzara!..