Hale ait olan tasavvuf, sözden ibaret kaldı. Şer-i şerife muhalif olan bir kısım sözler ve fiiller tarikattan ve hakikatten sayıldı.
Mutasavvıfların en büyüklerinden olan Seyyid Ahmed er-Rifãî haz-retlerinin el-Burhânül-Müeyyed isimli kitabından bereketlenmek kastıyla iktibas edilen şu ulvî sözlere dikkat edilmelidir. Adı geçen mutasavvıf diyor ki: "Tarikat, şeriatın aynı; şeriat da tarikatın aynıdır. İkisinin ara-sında olan fark lafzîdir. Maddi ve manevi olarak netice birdir. Şeriatın reddettiği her hakikat zındıklıktır. Efendiler hiç durmadan Bâyezid böyle dedi, Hâris şöyle söyledi, Hallâc bu sözlerde bulundu, deniliyor. Bu nasıl sözdür? Bu lakırdılardan önce İmam Şâfiî, İmam Malik, İmam Ahmed, İmam Nu'mân bunlar ne dedi? Ona bakmalısınız. Kulluk vazifelerini bu şahısların görüşleriyle düzeltmelisiniz, ondan sonra diğer sözlerle ilgile-nebilirsiniz. Ebül-Hâris ve Bâyezid'in dedikleri ile bir şey artıp eksilmez, ancak İmam Şâfiî ve Mâlik'in sözleri en güzel ve en yakın yoldur. İlim ve amel ile şeriatın direklerini destekledikten sonra ilim ve amelin derinlikle-rine hizmetinizi yükseltiniz." Ne güzel nasihat! Taarruf ve Avârifül-Maarif meşhur tasavvuf kitaplarındandır.
Ingiliz oryantalis Bodley şöyle naklediyor: "Bu adamlar, reislerinin, içinde ellerini y kadığı bir çanak suyu almak için birbirleriyle dövüşüyorlar, o suyu içiyorlar, onu yaraları sararken ve yıkarken kullanıyorlar. Onlar na zarında Muhammed'in vücuduna dokunan her şey, mukaddes te lakki ediliyor. Bir insana karşı böyle muamele edilmesi, Kureyşli ler için yeni bir şeydi. Ve onların üzerinde derin bir tesir bıraktı."
Naklettiğimiz tüm bu hadiseler, sahabilerin İslam dinine, sami-mi bir şekilde inandıklarını göstermektedir
Her gerçek bilgi, aslında, hareketin meyvesi olan bir inançtır. Bu inanç, insanda daha yüksek bir hareketin doğmasına yol açar. Her gerçek bilgi, yani her inanç, basit bir taklit olmadığı için ferdi yeni bir harekete hazırlar.
Dayandıkları ve faydalandıkları tek nokta da, Müslüman geçinen içi geçmişlerin, küfürden gelen senetlere itibar açacak kadar gaflette olması ve nihayet, dön, dolaş, davaya etrafındaki kadrosu zaafı.
- Ey nefs, keyfince din kurmak ihtirasından bütün dünya iştihalarına kadar, ejderha ağzını açmış doymak bilmeyen sen, bir an samimî olmaya çalış ve söyle: Dünyanın bütüninanış sekillerini senin hükmüne bağlasalar ve seni Nemrud ile Firaun'u köle dive kullanacağın bir makama yükseltseler doyar mıydın? Hayır. değil mi?.. Onun da üstündekini isterdin!