Yarı Tanrı olmakla ezilen olmak dışında bir de insan olmak vardı, insan kalabilmek diye düşündü. Bodrum’da yanmayana, bodrumda yananlara yüreği yanmayanlara insan mı denir?
“ Lan oğlum bir gün daha kalalım, Bodrum’da yanmayana insan mı denir lan?”
Çemşid durdu denizin içinde, kulaklarında çınladı tekrar tekrar bu cümle, “ Bodrum’da yanmayana insan mı denir? “ Daha hızlı yüzmeye başladı; yorulana, nefesi tükenene kadar durmadı...
Sağa saptı. Bir zaman koştu. Sonra yoruldu. Yorulunca çakırdikenlerinin içine yattı. Sol yanında bir karınca köresi gördü. Karıncalar iri iri. Körenin ağzı cıvıl cıvıl kaynaşıyorlar. Bir zaman her şeyi unutup karıncalara daldı. Ve birden aklına gelince sıçradı. Sağa saptı. Biraz sonra da dikenlikten çıktı. Dikenliğin kıyısına dizleri üstü çöktü. Baktı ki dikenliğin üstünden başı gözüküyor, kıçı üstü oturdu bu sefer de. Bacakları kanıyordu. Kan sızan yerlerine toprak ekelemeye başladı. Toprak yaralara düşünce yaktı...
Çakırdikenliğin içinden koşan çocuk soluk soluğaydı. Çoktan beridir ki durmamacasına koşuyordu. Birden durdu. Bacaklarına baktı. Dikenlerin yırttığı yerden kan sızıyordu. Ayakta duracak hali yoktu. Korkuyordu. Ha yetişti ha yetişecekti. Korkuyla arkasına baktı görünürlerde kimsecikler yoktu. Ferahladı..