Fatma Erdoğan

Fatma Erdoğan
@Calmbooks
Üniversite
11 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·336 syf.··
2026 1. kitabı
Ya bir gün, bizi insan yapan şeyin ne olduğunu gerçekten test etmek zorunda kalsaydık? Hobbes’un “insan insanın kurdudur” dediği o karanlık, bu kitapta bir anda gözümüzün önünde kurulan bir film sahnesi gibi. Körlük metaforu; isimlerimizin, rollerimizin ve kurallarımızın çekildiği yerde açlık, korku ve hayatta kalma içgüdüsünü en vahşi hâliyle ortaya çıkarıyor. Tam da orada anlıyoruz: Görmek sadece gözlerle ilgili değil. Belki de görmek, insan kalabilmektir. Çünkü asıl körlük gözlerin görmemesi değil, gördüğüne duyarsızlaşmak anlamdan maddeye savrulmak; medeniyetin içimizden çekilmesi.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,5bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2026 2. kitabı
“İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?” Bu, Yaban’ın başkahramanı yedek subay Ahmet Celal’in, Anadolu köylülerinden birine yönelttiği sarsıcı bir sorudur. Ancak karşısındaki gerçek acıdır: Anadolu insanı o yıllarda ne Türk olduğunun bilincindedir ne de olup biteni kavrayabilecek bir durugörüye sahiptir. Millî şuurdan uzak, kendini yalnızca dini kimliğiyle tanımlayan; fakat dinin özünden de bihaber bir halk… “Avrupa” denilen kraliçenin aslında Müslüman olduğuna, padişah ve halifeyle birlikte hareket ettiğine inandırılmıştır. Düşman uçakları köyün üzerinden geçerken kargalar ürktü ekinler zarar görmüyor diye sevinilir. Kitap okumak kimi zaman, büyücülükle eş tutulur. Kurtuluş fikri isyan sayılır; teslimiyet, din adamlarının yönlendirmesiyle erdem gibi sunulur. Bozkırın ortasında, uyanmamış bir millî şuurla kavga eden yalnız bir aydın Ahmet Celalin çaresizliği, öfkesi onu yapayalnız bir “yaban”a dönüştürür. Romanın kalbinde yankılanan o sert itiraf her şeyi özetler: “Bunun nedeni Türk aydını, gene sensin.Anadolu insanının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatmadın. Bir vücudu vardı, beslemedin. Onu cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın eline bıraktın. Şimdi ise ne ektin ki, ne biçeceksin?” Yaban, şu gerçekle insanı baş başa bırakır: Cumhuriyet, ne kolay doğdu ne de kendiliğinden. Tam da bu enkazın içinden yükseldi; bilene minnet, bilmeyene sorumluluk bırakarak.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,4bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 3. kitabı
Sarı Yüz, edebiyat dünyasını arka planına alan güçlü bir sektör eleştirisi. Merkezinde ise insan doğasında sessizce yer eden bir duygu var: haset Roman; ihtiras, kıskançlık, dışlayıcılık ve ırkçılık gibi başlıkları görünür kılarken, asıl şu soruyu sorduruyor: İnsanın kendi özgün kimliğini ortaya koymasının önündeki engel dış koşullar mı, yoksa içimizde büyüyen haset mi? Sarı Yüz, hasedin yalnızca bireysel bir zaaf olmadığını; insanı otantik benliğinden uzaklaştıran, üretimi ve samimiyeti gölgeleyen güçlü bir engel olduğunu gösteriyor. Yalanın nasıl başka yalanları doğurduğunu ve bunun insana huzur vermediğini de başrolün bitmeyen huzursuzluğu üzerinden hissettiriyor. Haset çoğu zaman açıkça ortaya çıkmaz; bir bahane, bir gerekçe, masum görünen bir savunma biçimiyle kendini gizler. İnsanın kendi özgün benliğini ortaya koyamamasının yarattığı boşluk, suçu dışarıda aramayı kolaylaştırır. Tıpkı başkarakterimiz June’un, arkadaşının başarısını onun Asyalı olmasına indirgemesi gibi. Carl Jung’un da işaret ettiği gibi, insan yüzleşmediği gölgesini başkalarında görür. Haset belki de en çok, yaşayamadığımız benliğin sessiz bir dışavurumudur. İnsan, ortaya koyamadığı benliğin acısını neden çoğu zaman başkalarının başarılarından çıkarır?
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
Belki de en çok eleştiri alan Zülfü Livaneli kitaplarından biri; ancak her kitap mutlaka bir iz bırakır. Bu kitabın derdi, sağlam bir olay örgüsü sunmaktan çok; dönemin siyasi, toplumsal ve kültürel atmosferi üzerinden bir zihniyeti ve yaşanmışlıkları anmak. Özgürlük, ekmek ve su kadar elzemken, zamanın güç odakları ve toplumsal baskılar arasında nasıl kırılganlaşıp yok olabildiği anlatılıyor. Beklemek, bu yok oluşun en sessiz ama en yıpratıcı hâline dönüşüyor; bir kapının önünde, bir telefonun başında, yıllara yayılan bir sessizlikte… Livaneli Bekle Beni’de bunu sessiz ama derin bir yerden anlatıyor. Carl Jung’tan yapılan alıntıda “Cehennemde ruhlara yapılan en büyük işkence, bekletilmektir” denmesi, anlatılanları tek bir cümlede topluyor.
1000Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
İnce bir kitap; ama az sayfayla insanın en derinlerine dokunacak kadar ağır. 1930’ların Büyük Buhran döneminde yazılmış; işçinin toplumdaki yerini, neredeyse görünmez oluşunu anlatıyor. “Fareler” belki de işçi sınıfını temsil ediyor. Sadece karnını doyurmak ve başını sokacak bir yer bulmak için çalışan, hayal kurması bile lüks olan insanlar. Kitaptaki köpek sahnesi, ana karakterler George ve Lennie’nin sonunu çok önceden haber veriyor. Yaşlı ve artık işe yaramadığı düşünülen köpek, sahibinin rızasıyla ama başkasının tetiğiyle ölür. Sonrasında söylenen cümle insanın içini acıtır: “Keşke kendim öldürseydim.” Çünkü onu vuran kişinin temel motivasyonu merhamet değil, tiksintidir. Bir canı değil, bir yükü ortadan kaldırır gibi. Oysa sahibi, ne kadar acıtsa da onu şefkatle uğurlamayı seçerdi. Kitabın sonu bize şunu düşündürür: Bazen olaylar göründüğü gibi değildir. Bakışımızı değiştirdiğimizde, bambaşka bir anlam ortaya çıkar. Önemli olan, sonuca giden yolun ardındaki niyettir. Ve o niyet, kimi zaman yalnızca bir merhamet meselesidir.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,2bin okunma