Özel mülkiyete ve insanın insan tarafından sömürülmesine dayanan bir toplumda, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çatışmalar, sınıf mücadelesi olarak ortaya çıkar. Bu koşullar altında, eski üretim tarzının yenisi tarafından sosyal bir devrim yoluyla çözülmesi gerçekleşir.
Üretilen bireysel tüketim nesnelerinin dağılımı, üretim araçlarının dağılımına bağlıdır. Kapitalist toplumda üretim araçları kapitalistlere aittir, bunun sonucu olarak emeğin ürünleri de kapitalistlere aittir. İşçiler, üretim araçlarına sahip değildir ve açlıktan ölmemek için, emeklerinin ürünlerini mülk edinen kapitalistler için çalışmak zorundadırlar. Sosyalist toplumda üretim araçları toplumsal mülkiyettir. Bunun sonucu olarak, emeğin ürünleri bizzat emekçilere aittir.
Nasıl oldu da o karanlık bodrumda ölmedim ben? diye düşünüyor. Ölmedim, çünkü daha önce bu engin kırları görmedim; görseydim dayanamaz, o bodrumda ölürdüm.
İnsanın davranışları zorunluluklar sonucudur; bu davranışları belirleyen etkenler vardır, bu etkenlerden en güçlüsü, ötekilerin üzerine çıkar. Yani eğer söz konusu olan yaşamsal önemde davranışlarsa, o zaman bu zorunlulukların adı çıkarlar oluyor, bunların insandaki oyunlarına ise, çıkarın hesaplanması deniyor; insanın her davranışında çıkarını gözetmesinin nedeni de bu.