+İşleri güçleri avarelik ve gevezelik olan insanlar akıllarına eseni söyleyebilirler; hayata bakmasını bilen insanlarsa sizin tam davranmanız gerektiği gibi davrandığınızı söyleyeceklerdir. Eğer böyle davranmışsanız, demek ki sizin kişiliğiniz böyleymiş ve bu koşullar altında bir başka davranamazmışsınız... Ve yine demek ki, eşyanın doğasına uygun bir davranışta bulunmuşsunuz ve sizin için bir başka yol yokmuş... İşte böyle söyleyeceklerdir.
- Ve beni hiç ayıplamayacaklar, öyle mi?
+ Gerçekliğin yarattığı bir sonucu ayıplamaya kimin hakkı olabilir ki? Bu olayda sizin kişiliğiniz gerçeklik, davranışınız ise bu gerçekliğin sonucudur, yani eşyanın doğası dediğimiz şey... Siz böylesi bir neden sonuç ilişkisinden dolayı hesap vermek zorunda tutulamazsınız; bunu ayıplamaksa dangalaklıktan başka bir şey değildir.
Aşkın hep tedirgin edici, insanın huzurunu kaçırıcı bir duygu olduğu sanılır. Oysa sen şimdi tıpkı bir çocuk gibi huzur dolu bir uykuya dalacaksın, hiçbir korkulu düş görmeyeceksin uykunda. Göreceğin düşler, kaygıdan uzak çocukluk günlerinde oynadığınız neşeli oyunlara ya da yine bunlar gibi kaygıdan uzak, neşe dolu birtakım danslara ilişkin olacaktır. Başakları tuhaf bulur bunu, seninse bunun tuhaf olup olmadığından haberin bile yoktur. Bana gelince, bunun hiç de tuhaf bir yanı olmadığını çok iyi bilirim. Aşkta huzursuzluk, kaygı, aşkın kendisi değildir. Eğer huzursuzsan, kaygılıysan, tedirginsen, bir şeyler olması gerektiği gibi değil demektir, yanlış yapılmış demektir. Yoksa aşkın kendisi neşe, sevinç doludur; kaygılardan, tedirginliklerden uzaktır.
Ama en güzeli ve en önemlisi bağımsızlık! Canın ne isterse yapmak, içinden geldiği gibi yaşamak, kimseden bir şey istememek, kimseden bir şey istemek durumunda kalmamak! Ben işte böyle yaşamak istiyorum!
Ben yoksulların 'dünyada bir tek yoksul kalmasın' arsuzunu paylaşıyorum. Bir gün gelecek bu arzu gerçekleşecek, er ya da geç öyle bir yaşam biçimi kuracağız ki, dünyada yoksul kalmayacak.