Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İç sömürgenin okula vermediği parayı camiye verdiğini Türkiye halkı son yirmi yıl içinde her zamankinden daha açık görmüş olsa gerek. Dinin sosyal gelişmeye karşı silah olarak kullanılması, hele bizde, yani olmamakla beraber halk bu gerçeğin bilincine yeni yeni varıyor. Oysa ne gariptir ki, Hıristiyanlık da, Müslümanlık da halkların sosyal adalet özlemlerine dayanarak doğmuş ve güçlenmişlerdi. Bugün sömürgen niçin din bezirganıyla el ele verip Atatürk devrimleriyle savaşıyor. Niçin Atatürk'ün karşısına Büyük Hakan diye Abdülhamid'i çıkarıyor? Bunun tek nedeni Atatürkçülüğün özünde sömürgene karşı sosyal adaletten yana bir gidiş olmasından ve bu gidişin gittikçe hızlanmasındandır. Atatürk'ün bir çeşit dirilişi ve kendini savunuşu olan 27 Mayıs'ın sosyal gelişmeyi hızlandırması ne kadar anlamlıysa, bu gelişmeye karşı para babalarının bütün gerici güçlerle sarmaş dolaş olup bugüne kadar görülmedik bir hayasızlık, iğrençlikle saldırgan olmaları da o kadar anlamlıdır.
Milliyetçilik halkçılık demektir bizim için. Millet kavramını, halk ve yurt kavramlarından ayırmakta direnenlerimiz yok değil. Ama bu ayırmanın insanlık için de, bizim için de çıkar yol olmadığı, kanlı iflaslarla sonuçlandığı bütün sağduyulu gözlerin önündedir artık. Milliyetini Türkiye'den ayrı düşünen, başka anayurtlar, başka türlü yurttaşlar hayal edenler, milletin de kendilerinin de başını derde sokmadan, Atatürk'ün de, Yeni Türkiye'nin de pişmiş aşına su katmadan akıllarını başlarına devşirmelidir.
Yeni Türkiye'nin halkı, mikroplarından kurtulduğu gün, dünya demokrasisine yeni değerler katabilecek bir halktır.
Uyandığı gün dünya halklarına söyleyeceği çok şeyleri olacaktır Anadolu halkının. Bugün susan halkımızın, konuşma fırsatını bulduğu gün dünyaya söyleyeceği çok şeyler olacaktır.