hans vollman, 46'lık çirkin adam, 18'lik çıtır kızla evlenir ama isteği dost olmaktır... olur da ve kız ister sevişmek ancak çıplak göremeden adam kızı, ölür kafasına düşen kirişle.
willie, lincoln'dür. çocuktur daha 11'inde fakat ölüm bakmaz yaşa.
roger bevins iii, geydir ancak baskıyı kabullenir ve beklenmedik şekilde keser bileklerini öyle ki kendi de beklememektedir ölümü, ardında bıraktığı kan gölü pisliğini temizlemek ister.
jane ellis, kadınlığı yüzünden ezilmiş milyonlardan biri; hayalleri alınmış, parçalanmış, atılmış. 3 kızı, hayallerinin yerini almış ve nihayetinde üçü de tiksindiği kocasıyla beraber kalmış.
gibi daha onlarca karakter daha, ölüm, ölüm ardı ve kalanlar. george saunders'ın kurgusu, kitabın sonundaki kısa röportajda söylediği gibi, ölüm partiden ayrılma halidir bunun bilincinde olmak partiyi daha değerli kılar. kitabında bu değeri farkedememiş insanların pişmanlıklarını ve bu pişmanlıklarını geri dönerek telafi etme heveslerini okuyoruz.
kitap içinde birisi stephen king'ten diğeri ise nathaniel hawthorne'dan olmak üzere iki adet şeytan öyküsünden oluşuyor ve kesinlikle gary, king'in de belirttiği gibi hawthorne'un goodman'ından "fersah fersah geri" kalmış bir karakter. hawthorne gerek konum (salem) gerekse de orman içinde oluşturduğu kurgu ile tam manasıyla şeytanla anlaşmış cadılar komünyonu hikayesini 26 sayfada adım adım işliyor. bizler de goodman gibi ormana giriyoruz, geri dönmez istiyoruz ancak, gary'nin sahip olduğu açgözlülük gibi balığın daha büyüğüne ulaşmak için yolculuğumuza devam ediyoruz. ve nihayetinde her iki hikayede de kötülüğün varlığından emin bir şekilde aciz yaşamımıza hiçbir şey olmamış gibi devam edip, ölüyoruz.