Gökhan Kaya

Gökhan Kaya
@Camurr
Çocuk Hekimi
Üniversite
Manisa
İzmir, 8 Ekim 1994
22 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Gökhan Kaya

, bir kitabı okumaya başladı
Irmak Zileli
8/10 · 1.341 okunma
Reklam

Gökhan Kaya

, bir kitap okudu
4/10
·72 syf.·
Beğendi
·
25 saatte okudu
·
2026 29. kitabı
Annie Ernaux
6.7/10 · 48 okunma
9/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:25
Önce filmini izlemiş sonra kitabı okumuş biri olarak çok doğru bir sıra izlediğimi söyleyebilirim. Jessie Buckley’in boşuna Oscar ödülü almadığını kitabı okuyunca daha iyi anladım. İzlerken kafasından geçenleri, yabaniliği, içgörü yüksekliğini, itaatsizliği, başına buyrukluğu bu kadar geçirebilmesi beni çok şaşırtmıştı. Okurken çok çok daha fazlası olduğunu gördüm. Kitap da film gibi aslında Agnes’i anlatıyor. Agnes’in çocukları, Agnes’in üvey annesi, Agnes’in kocası.. Ona saygı duyduruyor yazar. Doğallığı, gerçekçiliği, kendini ve çevreyi dinleyebilmesi, algılarının müthiş açık olması ne kadar saygı duydursa da inanılmaz zor bir hayat yaşatıyor ona. Yaşamaktan, yaşatmaktan korkmuyor. Aksine yaşatamamaktan korkuyor. Gerçekliği kanıtlanmamış olsa da Hamlet’i kendi çocuğu için yazmış olma ihtimali bile müthiş bir his uyandırıyor. “Karlar ve buzlarla kaplı o yerde diz çöküyor, bacaklarının altında kıvrılmasına izin veriyor Hamnet. Önce bir avcunu, sonra diğerini karın çıtır çıtır billurlu yüzeyine bastırdığında müthiş bir hoşnutluk hissederek doğru olanı yaptığını anlıyor. Kar çok soğuk ya da sert değil. Hamnet uzanıyor; yanağını yumuşacık kara bastırıyor. Beyazlık gözlerini kamaştırıp onu rahatsız edince, yalnızca bir an, dinlenip gücünü toplamasına yetecek kadar bir süre gözlerini kapıyor. Uyumayacak, asla. Yola devam edecek. Ama bir an olsun dinlenmek zorunda. Dünyanın hâlâ yerinde durduğundan emin olmak için gözlerini açıp tekrar kapıyor. Birazcık.”
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:14
Bir zorunlu ölüme neden olan kişinin, yani katilin, cenazeye katılması çelişkisiyle başlıyor hikaye. Bir anda içine düştüm ve ben ne okuyorum dedim. Katil olmak zorunda olmayı anlayamamayı aynanın arka yüzünden anlatıyor bize İsmail Kadare. Elinde 500 gümüş ile “Kanun’un” çekirdeğine doğru yola çıkmak ve bir kere bile töre/kanun dışında bir şey düşünmemesi.. Tasmasız ama tasmalı olduğunu zamneden köpek gibi. Özgürlüğünü artık alabilecekken, aklına gelmemesi.. “Ölüm kurallarının yaşam kurallarından önce geldiği bölge” Kan ve ölüm üzerine kurulu bu dünyada bize vahşice gelen şeyler kutsal sayılıyor hatta büyük saygı çerçevesinde yapılıyor. Yaşamın değil ölümün kutsallığı ile yönetilen bu katı düzende yaşamaya çalışan bir adam ve bu düzeni merak edip arı kovanına çomak sokmaya niyetli bir karı-koca. Kadın her ne kadar mantığı ve modernizmi temsil etse de havanın bile değiştiği bu dünyada “nasıl ya” sorusunu korkarak da olsa sorabiliyor. Sonunda ise çok farklı biri olarak yaşamına devam ediyor. “Nisan bundan böyle onun için mavimsi bir acı demekti.. Evet, nisan ona hep böyle hissettirmişti. Bir şeylerin yarım kaldığı bir ay..”
Kırık Nisanİsmail Kadare · Jaguar Kitap · 2024190 okunma