Can

Can
@Can92
Zamanla iyileşeceksin.!
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
''sonra güneş doğar, bir sonraki geceye kadar. ve gece, bir sonraki güneşe kadar.hayat böyle geçer gider. biz kalırız... ''
1000Kitap
Ahlak, yalnızca kutsal kitapların sayfalarında yazan bir kural değildir. Ahlak, insanın içinde taşıdığı sessiz bir pusuladır. O pusula bazen bir annenin çocuğunu korumasında, bazen bir yabancının zor durumda olan birine el uzatmasında ortaya çıkar. İnsan, hangi dine inanırsa inansın, kalbinin derinliklerinde adalet ve merhametin ne olduğunu hisseder. Ünlü filozof Immanuel Kant, ahlakın temelinin insanın içindeki “ahlak yasası” olduğunu söyler. Kant’a göre gökyüzündeki yıldızlar ne kadar görkemliyse, insanın içindeki ahlak yasası da o kadar büyüleyicidir. Yani ahlak yalnızca dinî bir emir değil, insanın vicdanında var olan evrensel bir ilkedir. Benzer şekilde Konfüçyüs de yüzyıllar önce şöyle demiştir: “Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma.” İlginç olan şudur: Bu söz, dünyanın birçok dininde neredeyse aynı şekilde karşımıza çıkar. İslam’da, Hristiyanlıkta, Budizm’de ve diğer birçok öğreti içinde aynı ahlaki ilkenin yankısını görürüz. Bu da bize şunu gösterir: İnsanlık farklı inançlara sahip olsa da temel etik değerlerde şaşırtıcı bir ortaklık vardır. Savaş zamanlarında bile karşı cephedeki yaralı askere su veren insanlar olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sırasında, farklı dinlerden insanlar kendi hayatlarını riske atarak başkalarını kurtarmıştır. Çünkü o anda onları harekete geçiren şey bir mezhep değil, insan olmanın getirdiği vicdandı. Sonuçta dinler insanlara yolu gösterebilir, kurallar koyabilir, öğütler verebilir. Ama o yolu gerçekten yürüyen şey insanın karakteridir. Çünkü bir insanın hangi dine inandığı değil, nasıl bir insan olduğu dünyayı değiştirir.
1000Kitap
Puan vermedi·320 syf.··
2026 56. kitabı
Nietzsche dili çok ustaca kullanır. Kısa ve vurucu cümleler kurar. Dili dile düşürmez, hakkını verir. Cümlelerin alnından terler akacak kadar onlara derin anlamlar yükler. Belki de onun bu özelliği hem filolog hem de çok erken yaşlarda şiirle hemhal oluşundan kaynaklanıyordu. Şiir yazamadığı için felsefe yaptığını söylese de aslında şiir diliyle felsefe yapmış. Şiir ve felsefe yan yana değil, iç içedir Nietzsche’de. Başka filozofların çelişki gördüğü şiirle felsefe arasında o ilişki kurmuş. “Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin” diye yazmış, Salomé'ye yazdığı bir şiirde. Albert Camus, Salomé’ye veda eden Nietzsche’nin, geceleri dağlarda yürüyüşe çıkıp, dal ve yapraklardan yaktığı ateşin sönmesini seyrettiğini yazıyor. Bu şiir değil ama başlı başına şiirsel bir yaşam felsefesidir. “Şair olmak zorunda kaldığı için” utandığını söyleyen Nietzsche bir yanda kendini “Zerdüşt’ün şairi” olarak tanımlarken bir yandan da Zerdüşt böyle buyurdu isimli şaheserini felsefenin “evet diyen bölümü” olduğunu söyler. Bu çelişki değil onun için. O felsefeyle şiiri bütünleştiren özel, güzel bir üslupla yazan bir kriz filozofudur. “Şiirsellik, kriz sürecinin dilidir” diyor, Sembolizm akımının öncüsü Fransız şair Stéphane Mallarmé. Fransız Kant’çi filozof Michel Foucault ise “Nietzsche'yi okuduğumda beynimden vurulmuşa döndüm. Mesleğimi terk ettim, ailemi terk ettim, Fransa'yı terk ettim” diyor. Belki de Melayê Cizîrî'yi okumuş bir Nietzsche, Nietzsche’yi okumuş bir Van Gogh, Beethoven’i dinleyen bir Melayê Cizîrî olsaydı yalnız şair, filozof ve ressam değil, şiir, felsefe ve resim de değişirdi. Filozof ve şairlere derin krizler yaşatan Doğu ve Batı’nın girdikleri bunaltıcı krizlere girmezlerdi. Nietzsche, ödevinin büyüklüğü ile çağdaşlarının küçüklüğü arasındaki orantısızlıktan
1000Kitap
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Olympia Yayınları · 202047,5bin okunma

Can

, bir kitap okudu
Puan vermedi·320 syf.··
2026 56. kitabı
Friedrich Nietzsche
8/10 · 47,5bin okunma