Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur.
Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza Türk Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden Fakir Baykurt ve onun “Eşekli Kütüphaneci” kitabı ile geldim.
Fakir Baykurt bu kitabını ölmeden hemen önce hastane köşelerinde kaleme almış olması kalemin gücüne ne kadar çok güvendiğinin bir göstergesi.
Kitap, eskiden Ürgüp’te yaşayan daha sonra mübadele ile Yunanistan’a göç ettirilen Yunanlı bir ailenin oğlu Dimitrios Katsikas adında bir gencin gelmesiyle başlıyor.Önce Aziz Güzelgöz namı diğer “Baba” ile tanışır daha sonra ise Aziz’in babası olan Eşekli Kütüphaneci yani Mustafa Güzelgöz ile tanışır ve kitabın sırrı bu karşılaşmayla açılır. Mustafa Güzelgöz senelerce eşekleri ile köy köy gezip kitap dağıtmıştır. Kitabın gücüne çok inanan birisidir. Kitapta Mustafa Güzelgöz’ün başından geçen bu olayları Katsikas’a anlatmaya başlaması ile devam ediyor.
Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur.
Evet ne kadar da önemli kitap,kütüphane , okumak, araştırmak. Kitabı olan insan okur ve zihninin karanlıklarına fener takar. Zihni aydınlanır bu aydınlık gözlerine, kulaklarına, beynine yansır. Sonunda da doğruyu görür, doğruyu işitir ve doğruyu düşünür, bilir. Yolda yapar kendine, su da getirir köyüne. Köprü kurar en sarp yamaçlara. Yılmaz,yorulmaz,umudunu kesmez. Yıkıcı değil yapıcı olur.
Köylere kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir.
Suya kavuşan çöl, suyu sarıp sarmalar bütün hücrelerine doldurur çünkü su hayattır işte köylere kitap götürmekte o zamanın Türkiye’sinde çöle su götürmek gibidir. Kitap hayattır her yerde ihtiyaçtır ama köylerde çok daha fazla bir ihtiyaçtır.
Yine kitapta, Fakir Baykurt ,Güzelgöz ile 1900lerin sonlarındaki Türkiye’nin sorunlarını çok güzel