En yakınlarındakilere kuşkuyla bakıp da, karşısına çıkan ilk yabancıya içlerini döken insanlara benziyordu. Bu, kökü insan yüreğinde kolayca bulunabilecek şaşılacak ama gerçek bir ruhsal durumdur. Kim bilir, belki de bazılarının birlikte yaşadıkları insanlardan elde edecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Ruhlarının boşluğunu onlara gösterdikten sonra, hakettiklerini düşündükleri bir sertlikle o kişiler tarafından sessizce yargılandıklarını hissederler. Ama yoksun kaldıkları güler yüze derin bir gereksinim duyduklarından ya da sahip olamadıkları niteliklere sahipmiş gibi görünmeye gerek duyduklarından, bir gün onların gözünden düşmek pahasına da olsa, yabancı olan kimselerin saygısını, ya da sevgisini kazanmayı umarlar. Bir de çıkarcı insanlar vardır. Bunlar iyilik yapmayı borç kabul ettikleri için dostlarına ya da yakınlarına hiçbir yardımda bulunmazlar. Ücretli asker gibidirler. Bunlar yabancılara yardım ederek, karşılığında bir öz saygı
kazanmayı umarlar. Sevgilerinin çemberi kendilerine yakın olduğu oranda az sever bunlar. Çember genişleyip yayıldıkça daha iyiliksever, daha yardımsever olurlar.