Kazuo Ishiguro ile tanışmak ve yazar yelpazemi genişletmek için okuduğum bir kitaptı. İngilizcesinden okuduğum için Türkçe basımının dil ve anlatımı hakkında yorum yapamayacağım ancak İngilizce versiyonunun dili sade, tasviri az, anlaşılması kolaydı.
Uzun uzadıya yorum okumayı sevemeyenler için, okuyacak kitabınız kalmazsa o zaman vaktinizi ayırın diyeceğim bir kitap.
Kitap genel olarak, atom bombalarından sonra yıkıma uğramış ülke kendini toplarken, toplumsal anlamda yaşanan değişimi anlatmaktadır. Eski değerlere sıkı sıkıya bağlı olan bir toplumun dönüşüm sancılarını aktarmaktadır. Kadının toplumda silik bir rolü var. Japon toplumunun kadınlardan beklentisi evlenip, çocuk doğurup kocasına hizmet etmesi ve çocukları yetiştirmesi. Günümüz Türkiye'si :) .Kocasıyla aynı partiye oy vermek istemediği için kocasından dayak yemesine rağmen kararından vazgeçmeyip kendi desteklediği partiye oy veren kadını ayıplayan toplum vardı. Herkes ne günlere kaldık daha neler göreceğiz diyordu. Çamaşır makinesinin aptallık olduğu düşünülüyor. Şaşırdım açıkcası. Japonlardan bunu beklemezdim :) Yetiştirdiği öğrencisinin bir dergide kendisini çok sivri dille eleştirmesi ve öğrenci ile öğretmenin yüzleşmesi esnasındaki diyalogda geçen konuşmalar toplumsal değişimin izlerini daha da su yüzüne çıkarıyor. Toplumsal değişimi gözlemek adına güzel bir kitaptı. Ancak kurgusu ve hikayesi çok zayıftı. Bu da yazarın ilk kitabı olduğu için anlayışla karşılanabilir.
Kitap Etsuko adındaki İngiltere'ye yerleşmiş bir Japon kadının 2. eşinin ölümü üzerine geçmiş günlerini hatırlamaya çalışması ile başlıyor ve flashbacklerle ilerliyor. Eşinin ölümü üzerine hayattaki tek kızı Niki (diğer kızı Keiko intihar etmiştir) onu ziyarete geliyor. Niki ile aralarındaki diyaloglarda Etsuko'nun kızından