Sonra kocası öldü. Dünya bir tabak gibi paramparça oldu. Oğulları kızları ve dostları kırık parçaların arasında el yordamıyla dolaşıp parçaları birleştirerek iyi kötü yeni bir dünya oluşturmaya çalışıyordu.
Çürüyen dünyaya tasa sızmıştı; kaybolan neydi, terbiye, rahatlık, güzellik mi?
Çocukluk bile matah değildi artık eskisi gibi değildi. O zamanlar tek dert iyi bir taş bulmaktı; yapılan sapanla oynamak için yassı bir taş. Ne olmuştu bütün iyi taşlara,bütün o basitliğe?
"Ne dersin, Toprak Ana, en Hamarat işçilerin, en iyi ustaların savaşta ölmediler mi? Gönlüm el vermiyor, yaşamım pahasına da olsa buna Karşı durmak isterim. İnsanlar bir yolunu bulup savaşa son vermeliler."