Beyaz Zambaklar Ülkesinde... Soluksuz, sürekli altını çizerek okuduğum bir kitap kendisi, ilkokul sıralarında okuyup anladığım şey ile şuan okuyup anladığım şey arasında dağlar kadar fark var. Zamanla, ara ara okunması gereken ve okutturulması gereken bir baş yapıt. Bir ulusun ulus bilincinin nasıl alevlendiğini bu alevi yakmak için bir tek kişinin kalbindeki inancın ve zekasının yeterli olduğunu anlatıyor. Ayrıca Atatürk'ün tavsiye ettiği kitaplardan birisidir. Kitabın konusuna gelirsek eğer açlık, sefalet, eğitimsizlik, hukusuzluk, ahlak yoksunluğu, din istismarı ve daha sayabileceğimiz insanı insan yapan tüm değerlerin, ehli olmayanların eline verilmesi ve bu kişilerin kendi çıkarları için bir ulusun emeğinin, hayallerinin, geleceğinin, oyun çağının, gençliğinin, yaşlılığının en güzel zamanlarının farkettirilmeden ve acı çekerek elinden alınması ve kabul ettirilmesi bu toplumsal uyuşukluk içine girmiş, her şeyi kabullenmiş millete aynı zamanda bu acının normal karşılanması için acının ilahi bir şey olduğunu kafalarına çivi çakar gibi empoze edilmesi ile nesiller boyu bu paslı çivinin miras kalması ile bir aydın düşünürün insanlara,kendi kişisel potansiyellerini genişliğini ve gücünü göstererek kabuklarını kırmasını sağlaması ve her bir kırılan kabuk ile birlikte güçlenen halk... Bataklıktan gül bahçesine çevrilen bir ülkenin ayağa nasıl kalktığını ve bu süreçte madalyonun iki yüzü olan iyi ve kötünün savaşı... Bundan sonra hayatına dokunmak istediğim insanlara hediye edeceğim kitap...