Caner Demir

Caner Demir
@Canerizmalar
Oyuncu
Lisans
21 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
Bazıları gitse bile gölgeleri bizimle yaşamaya devam eder.
9/10
·280 syf.··
2026 16. kitabı
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde insanın içine sessizce işleyen kitaplardan biri. Bitirdiğinde olayları değil, hisleri taşıyorsun yanında. Mehmet Uzun aşkı sadece iki insan arasındaki bir duygu gibi anlatmıyor; memleketi, sürgünü, yalnızlığı ve insanın kendi geçmişiyle kavgasını da aşkın içine katıyor. Bu yüzden kitapta geçen her cümle biraz özlem, biraz kırgınlık taşıyor. En çok etkileyen tarafı ise şu oldu: Karakterler birbirini kaybetmeden önce aslında kendilerini kaybetmiş gibiydi. Bu yüzden kitap bir aşk hikâyesinden çok, insanın içinde eksik kalan şeylerin hikâyesi gibi hissettiriyor. Bazı satırları okurken sanki bir roman değil de yıllardır söylenememiş bir iç konuşmayı okuyormuşsun gibi oluyor. Mehmet Uzun’un dili de çok farklı bir etki bırakıyor. Sade ama ağır. Yormadan derine iniyor. Özellikle yalnızlık ve aidiyet üzerine kurduğu cümleler uzun süre akılda kalıyor. Kitabı bitirince insanın içinde garip bir sessizlik oluşuyor; çünkü bazı aşklar gerçekten bittiğinde değil, unutulamadığında yarım kalıyor. Kısacası bu kitap bana şunu hissettirdi: “Bazı insanlar hayatımızdan gider ama gölgeleri uzun süre bizimle yaşamaya devam eder.” Caner’den Bir Bakış !
Yitik Bir Aşkın GölgesindeMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20207,6bin okunma
Reklam
Hikâye bitiyor ama içindeki duygu bitmiyor.
10/10
·184 syf.··
2024 35. kitabı
Şeker Portakalı, insanın içine sessizce giren ama çıktıktan sonra uzun süre orada kalan kitaplardan biri. José Mauro de Vasconcelos öyle bir çocuk karakter yazmış ki Zezé’yi sadece okumuyorsun; onunla birlikte üzülüyor, kırılıyor, hayal kuruyor ve büyüyorsun. Bu kitabın en etkileyici yanı, bir çocuğun gözünden anlatılan masumiyetin altında yetişkinlerin bile taşıyamadığı kadar ağır duyguların olması. İlk sayfalarda yaramaz, hayalperest bir çocuğun hikâyesi gibi geliyor; sonra bir anda fark ediyorsun ki aslında konu çocukluk değil sevgiye duyulan ihtiyaç, anlaşılmamak, yalnızlık ve büyümek. Bazı kitaplar seni ağlatır, bazıları düşündürür. Şeker Portakalı ikisini aynı anda yapıyor. Çünkü Zezé’nin yaşadıkları kurgu gibi değil; sanki bir yerlerde gerçekten yaşamış bir çocuğun anıları gibi hissettiriyor. Ve kitabı bitirdiğinde en acı şey şu oluyor: Hikâye bitiyor ama içindeki duygu bitmiyor. Caner’den Bir Bakış !
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
En büyük hazine, vardığın yer değil; dönüşürken olduğun kişidir.
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Simyacı’yı bitirdiğimde bana bir hikâye okumuş gibi değil, sanki biri uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırlatmış gibi hissettirdi. Kitap aslında bir çobanın yolculuğunu anlatıyor gibi görünse de, bir süre sonra insan şunu fark ediyor: Santiago’nun peşine düştüğü hazine çoğu zaman bizim kendi hayatımızdaki eksik parçalar oluyor. En çok etkileyen tarafı şu oldu: Hayatta bazen işaretler gerçekten vardır ama çoğumuz onları görmeye cesaret edemeyiz. Çünkü işaretleri görmekten daha zor olan şey, onların peşinden gitmektir. Paulo Coelho bunu çok sade ama insanın içine işleyen bir şekilde anlatmış. Kitabı kapattığımda aklımda hikâyeden çok bir his kaldı: İnsan bazen dünyanın öbür ucunda aradığı şeyi, aslında kendisine giden yolda buluyor. Ve belki de en büyük hazine, vardığın yer değil; dönüşürken olduğun kişi. Caner’den Bir Bakış !
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Nar çiçeği gibi. . Güzel ama içinde bir hüzün taşıyan bir kitap.
9/10
·152 syf.··
2026 13. kitabı
Nar Çiçekleri, okurunu ilk sayfadan itibaren “hikâye anlatmaktan çok bir hafıza kurma” hissine sürükleyen bir metin gibi. Kitap, klasik anlamda olay örgüsünden çok bir duygu akışıyla ilerliyor. En çarpıcı tarafı, anlatının sürekli bir “yarım kalmışlık” hissi taşıması. Karakterler tam olarak tamamlanmıyor, cümleler bazen bilerek eksik bırakılıyor gibi. Bu da okura şunu hissettiriyor: burada anlatılan şey bir kurgu değil, yaşanmışlığın kendisi. Nar çiçekleri de tam bu yüzden bir sembole dönüşüyor; hem güzelliği hem de kırılganlığı aynı anda taşıyan bir imge gibi. Kitap ilerledikçe dilin şiirselliği daha da baskın hale geliyor. Uzun betimlemeler bile yorucu değil; aksine bir tür iç monoloğa dönüşüyor. Sanki karakterler konuşmuyor da içlerinden geçenleri doğrudan bize fısıldıyor. Bu da okuma deneyimini daha “edebi bir yolculuk” haline getiriyor. Nar Çiçekleri, hızlı okunup bitirilecek bir hikâye değil; ağır ağır sindirilen, hatta zaman zaman geri dönüp tekrar bakma ihtiyacı hissettiren bir metin. Bence bu kitabın en etkileyici yanı şu: Okuduktan sonra bitmiyor. İçinde kalıyor. Çünkü geride “bitmiş bir kitap” değil, zihinde devam eden bir ses kalıyor. Bazı cümleler zihninde dönmeye devam ediyor ve fark ediyorsun ki aslında sen kitabı okumadın, kitap seni biraz değiştirdi. Caner’den Bir Bakış !
1000Kitap
Nar ÇiçekleriMehmed Uzun · Sel Yayıncılık · 20214,616 okunma
Şöhretin altındaki çürüme.
8/10
·544 syf.··
2024 36. kitabı
Guguk Kuşu, klasik “katil kim?” formülünü alıp onu soğuk, kirli ve gerçek hissettiren bir atmosfere dönüştüren romanlardan biri. Kitabı bitirdiğinde akılda kalan şey sadece çözülen gizem olmuyor; karakterlerin taşıdığı yorgunluk, Londra’nın gri havası ve insanların paranın, şöhretin ya da yalnızlığın içinde nasıl çürüdüğü oluyor. Cormoran Strike karakteri özellikle çok güçlü yazılmış. Kusurlu, dağınık, fiziksel ve ruhsal olarak yaralı biri. Ama tam da bu yüzden gerçek geliyor. Sürekli “karizmatik dedektif” olmaya çalışmıyor; aksine hayata zar zor tutunan bir adam gibi. Robin ile arasındaki dinamik de kitabın en güzel taraflarından biri. Birbirlerini tamamlıyorlar ama bunu büyük laflarla değil, küçük detaylarla hissettiriyorlar. Romanın en etkileyici yanı bence şu: Cinayet soruşturması ilerledikçe aslında bir ölümün değil, insanların yarattığı sahte hayatların içi açılıyor. Magazin dünyasının parlaklığı altında ne kadar büyük bir boşluk olduğunu görüyorsun. Lula Landry’nin ölümü bir gizemden çok, insanların birbirini gerçekten hiç tanımadığı bir dünyanın sembolü gibi duruyor. Kitap bana şu hissi bırakmıştı: Bazı insanlar ölmeden önce kayboluyor zaten. Cinayet sadece bunu görünür hale getiriyor. Caner’den Bir Bakış !
Guguk KuşuRobert Galbraith · Pegasus Yayınları · 20141,495 okunma
Reklam