İbrahim Canik

Ben bu dirilerle konuşmayı beceremedim Ahmettt... GASSAL 3.Sezon 2.Bölüm
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ÖLMEDEN ÖNCE ÇÜRÜMEK
Ve en korkunç olanı ise toplumun çürümeye artık alışmış olması!  Ne muhteşem yazmış Shakespeare Hamlet’te. Sahnenin en karanlık anı; Elsinore kalesinin soğuk surlarında, nöbetçi asker Marcellus gelir ve repliği patlatır: “Kokuşmuş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda.”  Totaliter rejimlerin ayakları altında ezilen toplum içten içe çürür ve nihayetinde ortalığa korkunç kokular yayılır. Acı olan şudur ki toplum bir süre sonra bu kokuya o kadar alışır ki çürümüşlük artık fark edilmez bile olur. Çürüme her zaman saraydan başlar. Saray çürüdüğünde önce kendi duvarlarına bulaşır, sonra koridorlarına, sonra protokol salonlarına ve nihayet bahçesinin ötesine, kentin sokaklarına, köylünün sofrasına kadar siner. Shakespeare bu sıralamayı dört yüz yıl önce kurmuş.  Hamlet’te krallık çürür çünkü Claudius öz kardeşini öldürmüş ve cezasız kalmıştır.  Polonius’un cesedi Hamlet’in odasında kalır ve sahnede kötü bir koku yayılır.  Otoriter rejimler yalnız baskıyla yaşamaz. Hakikati parçalayarak ayakta dururlar. Bir ülkede gerçekler söylenemez hale geldiğinde, orada yalnız ifade özgürlüğü değil gerçeklik duygusu da çöker. İnsanlar artık doğru ile yalanı ayırt edemediğinde, devletin söylediği şey neyse o doğru olur. Bu, totalitarizmin en derin tanımlarından biridir. Hannah Arendt totaliter rejimlerin gerçekliği ortadan kaldırmak için ne kadar büyük bir enerji harcadığını anlatırken bunu söylüyordu. Yalan, yalan üstüne kurulduğunda toplumsal hafıza silinir. Gerçeği söyleyen suçlu, yalanı söyleyen ise devlet katında iltifat görüyor. Orwell’in 1984 romanında Gerçek Bakanlığı bütün gerçekleri yalanlarla değiştiriyordu. Hamlet’te herkes birbirini izler. Saraylılar kralın huzurunda farklı, perdenin arkasında farklı konuşurlar. Polonius oğlu Laertes için casus tutar. Ophelia bir tuzak
Edebiyat
Patrimonyal Devlet
Modern devlette üst düzey kamu görevlerinin süresi kanunla belirlenir. Bu ilkenin arkasında bir devlet felsefesi vardır. Eskiden hükümdarlar istedikleri an istedikleri atamayı yaparlardı. Devlet bir “patrimuan” yani “mülk”tü, memurlar da sadık hizmetkarlar. (Patrimonyal devlet) Tunuslu Hayrettin Paşa görev sürelerinin kanunla belirlenmesini Abdülhamid’e teklif etmiş fakat kabul ettirememişti. Abdülhamid, istediği an atama yapma yetkisini elinde tutmak istiyordu. Meşrutiyet’le başlayan idari reformlarla, Türkiye’de kabaca yüz yıldır yüksek kamu görevlilerin süresi kanunla belirleniyordu. CB sisteminde bu değiştirildi… Temel sorun bu. Çünkü görev süresi belirsiz olursa, kamu görevlisi uzun vadeli programlar yapamaz, inisiyatif alamaz, emir bekler, oturur. Sosyolog Weber modern kamu bürokrasisini “hukuki rasyonel bürokrasi” olarak tanımlamıştı: Yetkisi hukuka dayanır, işi de hükümdara hizmet değil, kamu görevini “rasyonel” olarak yapmaktır. TAHA AKYOL KARAR 12/05/2026
Alıntı
“Hikayelerin kaybolduğu boşluğu bilgi dolduruyor ve deneyimin koptuğu yerde yalnızca izole bireyler kalıyor.”  Walter Benjamin
Alıntı
Kusur kaynaklarda değil, siyasî cesaret geliştiremeyen bir kültürdedir. Mâverdî bize tek bir cümle bırakmış olsaydı, belki de şöyle derdi: Sultan değişir, akid değişmez. Akdi (Toplum ile devlet arasındaki sözleşme - hukuk, kanun, anayasa) yitirirseniz hiçbir şey sağ kalmaz. Mustafa Yeneroğlu 26/04/2026 KARAR
Alıntı