İnsan karamsar olduğu bir dönemde olaylara daha sert bakabiliyor. Yorgunken, kırgınken, zihni bulanıkken… O anda dünyadaki bütün kapılar kapalıymış gibi geliyor. Hâlbuki belki de bin kapıdan sadece ikisi kapalı.
Modern kültür bunu daha da büyütüyor. Çünkü çağımız kusur avcılığını besliyor. Sürekli eksiklikler gösteriliyor bize. Sürekli daha iyisi, daha güzeli, daha başarılısı pompalanıyor. Böyle olunca insanın gözü nimeti görmez hâle geliyor. Şükür duygusu zayıflıyor.
Hâlbuki şükür sadece “Elhamdülillah.” demek değildir. Şükür biraz da iyiyi görebilme kabiliyetidir.
Galiba insanın en büyük problemlerinden biri, hayata bakarken kullandığı gözlüğün kirlendiğini fark edememesi… Kırgınlıklar, korkular, sosyal medya, manipülasyonlar, travmalar… Hepsi o gözlüğün üzerine ince bir tabaka bırakıyor. Sonra insan artık dünyayı olduğu gibi değil, kirlenmiş camın arkasından görmeye başlıyor.
Belki de maneviyatın önemli taraflarından biri burada ortaya çıkıyor. Namaz, dua, tefekkür, Kur’an… Bunların hepsi biraz da insanın gözlüğünü temizliyor. İnsan yeniden yavaşlıyor. Yeniden düşünmeye başlıyor. Yeniden bütünü görmeye çalışıyor.