Silahlar, özellikle Melekler’den seçilen Muhafızlar içindi. Muhafızlar'ın çağrılmadıkça binanın içersine girmelerine, bizim de dışarı çıkmamıza izin verilmezdi, gezintilerimiz hariç; günde iki kez, ikişer ikişer, şimdi dikenli tel örgüyle çevrilmiş futbol sahasının etrafinda. Melekler bu çitin dışında sırtları bize dönük dururlardı. Bizim için birer korku nesnesiydiler, ancak bunun dışında da bir şeydiler. Ah, bir baksalardı! Bir konuşabilseydik onlarla. Bir şeyler değiş tokuş edilebilirdi, diye düşünüyorduk, bir anlaşma, bir alışveriş, hâlâ bedenlerimiz vardı elimizde. Bizim fantezimiz buydu.