Il. Dünya Savaşı gazisi WJ de böylesi tuhaf davranışlardan mustariptir. Elleri farklı yarıküreler tarafından kontrol edilen WJ'in iki yarıküresi iletişim kuramadığı için bazen sağ eli bir kapıyı açarken diğer eliyse araya girerek kapatmaya çalışıyordu. Gazzaniga ve çalışma arkadaşları tarafından yürütülen bir başka deneyde beynin konuşmadan sorumlu sol tarafına bir tavuk ayağının resmi gösterilirken sağ beyne bir kar manzarasının resmi yansıtılır. Hasta PS'ye ne gördüğü sorulduğunda "tavuk ayağı" diye yanıtlar. Daha sonra önüne serilen resimli kartlar arasından, gösterilene en yakın olanı seçmesi istendiğinde (sol beyin tarafından kontrol edilen) sağ eli bir tavuk resmine uzanırken, sol eli aynı anda bir kar küreği resmine gider. Gazzaniga, PS'ye "Neden hem tavuğu hem de küreği seçtin?" diye sorduğunda PS yanıtlar: "Tavuk ayağına yakın olduğu için tavuğu seçtim, kürekse kümesi temizlemek için gerekir." Bu deneyde gerçekleşen tam olarak nedir? Konuşmayı kontrol eden sol beyin kar manzarası hakkında hiçbir veriye sahip değildir, bu nedenle sol elin neden küreğe doğru uzandığına dair bilgi sahibi değildir. Bu yüzden inanılabilecek bir şeyler uydurur. Bu deneyi pek çok kez tekrarlayan Gazzaniga, sol beynin sözlü yetilerimizin yanı sıra yaşamımızı sürekli anlamlandırmaya çalışan ve inandırıcı hikayeler üretebilmek için dağınık ipuçlarını bir araya getirerek yorumlayan bir iç tercüman işlevi gördüğüne kanaat getirir.
Tek bir özgün benliğin var olduğu iddiası, ebedi ruhların ya da Noel Baba'nın var olduğunu iddia etmekten öteye daha gerçekçi değil. Kendi içime dönüp derinlere baktığımda, varlığını kabullendiğim o sözde bütünlük, hiçbiri "gerçek benliğimi" temsil etmeyen, birbiriyle çelişen seslerle dağılıyor. İnsanlar bütünlüklü bireyler değil, tam tersine parçalı ve bölünebilirlerdir.
Dikkatinizi toparlayan başlıklar ve benzer cihazlar sayesinde ailenizin, rahiplerin, reklamcıların ve komşuların, kafanızda yankılanan seslerini susturabilir ve kendi isteklerinize odaklanabilirsiniz. Ne var ki ilerleyen bölümlerde göreceğimiz gibi, tek bir benliğe sahip olduğumuz ve böylece özgün isteklerimizi kafamızdaki yabancı seslerden ayırabileceğimiz iddiası son dönemdeki bilimsel araştırmalar tarafından alaşağı edilmiş, liberallerin uydurduğu başka bir mitten ibarettir.
Polly kraker istediğinde kraker yiyor. Ancak sorulması gereken hayati soru papağanlar ya da insanların kendi arzularına göre hareket edip etmediği değil, ta en başında bu arzuları seçebiliyorlar mı olmalıdır. Polly salatalık yerine neden kraker istedi? Neden yaptıklarına göz yummak yerine gürültücü komşumu öldürmüyorum? Neden siyah bir araba seçmek yerine kırmızısını almaya daha hevesliyim? Neden sosyal demokratlara değil de muhafazakar bir partiye oy veriyorum? Evet kendi istediğimi yapıyorum ama bu istekterin hiçbirini seçmiyorum. İçimde belli bir isteğin büyüdüğünü hissediyorum çünkü beynimdeki biyokimyasal süreçler bu duyguyu yaratıyor. Bu süreçler deterministik ya da rastlantısal olabilir ama özgür değildir.