Herodot ve Thucydides gerçekliği İncil'in yazarlarından çok daha iyi kavramış olsalar da karşı karşıya getirildiklerinde İncil ezici bir güçle kazanacaktır. Yunanlar Yahudi tarihini benimsemişlerdir, Yahudiler Yunanlarınkini değil. Thucydides'ten bin yıl sonra bile Yunanlar barbar bir kavim tarafından istila edildiklerinde günahlarının ilahi bir cezayla karşılık bulduğunu düşündüler. İncil'in aktardığı dünya görüşü ne kadar yanlış olursa olsun, büyük çapta bir işbirliği için daha iyi bir zemin sağlar.
Bugün bile ABD başkanları göreve başlamadan önce yeminlerini ederken ellerini İncil'in üzerine koyarlar. ABD ve İngiltere dahil olmak üzere, dünyada pek çok ülkede hala mahkemelerde tanıklar ellerini İncil'e basarak doğruyu söyleyeceklerine, tüm doğruları ve sadece doğruları aktaracaklarına yemin ederler. Kurgular, mitler ve hatalarla dolup taşan bir kitaba el basarak doğruyu söyleyeceğine dair yemin etmek ne kadar da ironik.
Akıllı biri kutsal metinleri okuduktan sonra dünyaya bakıp anlatılanların sahiden de gerçeklerle uyumlu olduğunu görür: "Kutsal metinler tanrıya kurban vermek, onun adına bağışta bulunmak gerektiğini söyler, sahiden de herkes böyle yapar. Kutsal metinler erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu, kadınların bırakın mahkemede hakimlik yapmayı, şahit bile olamayacağını söyler; hakikaten de hiç kadın hakim yoktur ve mahkemeler kadınların şahitliklerini kabul etmez. Kutsal metinler kim tanrının kelamını öğrenirse hayatta başarılı olacağını söyler; nitekim tüm iyi mevkiler kutsal kitabı ezbere bilenlerle doludur."
Akıllı kişi doğal olarak kutsal kitabı öğrenmeye başlar ve ruhani bir alim olup hakim atanır. Görevi boyunca kadınların mahkemede şahitlik yapmasına izin vermez; tabii yerine seçeceği halefi de kutsal kitabı iyi bilen biri olacaktır. Kim ki, "Bu kitap sadece kağıttan ibaret!" diye itiraz eder ve buna göre davranırsa, o şaşırmış tanrıtanımaz hayatta muvaffak olamayacaktır.
İnsanın işbirliği ağlarının gücü, gerçekle kurgu arasında kurulmuş hassas bir dengeye bağlıdır. Gerçeklikle çok fazla oynarsanız zayıf düşer ve ileri görüşlü rakiplerinizle mücadele edemezsiniz. Diğer yandan, kurgulanmış mitlere biraz da olsa sırtınızı yaslamadan insan kitlelerini etkin bir şekilde organize etmek mümkün değildir. Katışıksız gerçekliğe sadık kalarak içine hiçbir kurgu karıştırmazsanız çok az insan peşinizden gelecektir.