Canon Daddy

Canon Daddy
@CanonDaddy
Tanzanya'nın idealist başkanı Julius Nyerere, Çin'in başarısından çok etkilenmişti. Tanzanya'daki tarımı modernleştirmek isteyen Nyerere, Çin'i model alan kolektif çiftlikler kurmakta kararlıydı. Karşı çıkan köylülerin üzerine geleneksel köyleri yok etmeleri için orduyu ve polisi gönderen Nyerere, yüz binlerce köylüyü zorla kolektif çiftliklere yerleştirdi. Hükümet bu çiftlikleri minyatür cennetler olarak pazarlıyordu, ne var ki çoğu çiftlik yalnızca kağıt üzerinde rnevcuttu. Başkent Darüsselarn'da yazılan raporlar şu günde, şu kadar kasaba sakininin şu çiftliğe yerleştirildiğini belirtiyordu. Oysa kasabalılar gönderildiikleri yere vardıklarında kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey bulamıyordu. Ev, tarla ya da hiçbir araç gereç yoktu. Yetkililerse Başkan Nyerere'ye büyük başarılar raporlayıp duruyordu. On yıl içinde Tanzanya, Afrika'nın en büyük gıda ihracatçısı konumundan dış yardımlar olmaksızın kendi halkını bile besleyemeyecek gıda ithal eden bir ülkeye dönüştü. 1979'a gelindiğinde Tanzanya'daki çiftçilerin yüzde 90'ı kolektif çiftliklerde çalışarak ülkenin tarımsal üretiminin yalnızca yüzde 5'ini karşılayabiliyordu.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1958'le 1961 yılları arasında komünist Çin'de, Mao Zedong ülkesini hızla bir süpergüce çevirmek isteyince Büyük Atılım adını verdikleri bir hareket başlattı. Üretim fazlası tarımsal ürünleri kullanarak endüstriyel ve askeri projelerini finanse etmeyi amaçlayan Mao, tarım üretiminin ikiye, hatta üçe katlanmasını emretti. Karşılanması imkansız istekleri, Pekin'deki hükümet yetkililerinden bölgesel yöneticilere, hatta taşra şeflerine varıncaya dek en alt yönetim kademesine kadar ulaştı. İtiraz etmeye korkan ve üstlerine yaranmak isteyen yerel yöneticiler, tarım üretiminde etkileyici veriler beyan ettikleri hayali raporlar düzenledi. Uydurulmuş rakamlarla dolu raporlara, yetmezmiş gibi bürokratik hiyerarşinin her kademesinde bir sıfır daha eklendi ve veriler abartıldıkça abartıldı. 1958'e gelindiğinde Çin hükümetine sunulan yıllık tarımsal üretim miktarı, gerçek rakamın yüzde 50 üzerindeydi. Raporlara inanan hükümet, Çin nüfusunu doyuracak kadar yiyecek ayırdığını düşünerek yabancı ülkelere silah ve ağır iş makineleri karşılığında milyonlarca ton pirinç sattı. Gelinen noktada tarihte yaşanan en korkunç kıtlık felaketinde milyonlarca Çinli canından oldu.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Tarih
1940 baharında Naziler kuzeyden Fransa'ya girdiğinde Yahudi nüfusu ülkeyi güneyden terk etmeye başladı ama sınırı geçmek için İspanya ve Portekiz vizesine ihtiyaçları vardı. Hayatlarını kurtaracak kağıt parçasının peşinde çaresizce koşuşturan on binlerce Yahudi, diğer göçmenlerle beraber Bordeaux'daki Portekiz Konsolosluğu'nu kuşattı. Portekiz hükümeti Fransa'daki görevlilerine, Dışişleri Bakanlığı'ndan onaylanmamış başvurulara vize vermelerini yasaklasa da, Konsolos Aristides de Sousa Mendes otuz yıllık kariyerini çöpe atarak bu karara itaat etmeyi reddetti. Nazi tankları Bordeaux sınırına yaklaşırken Sousa Mendes ve ekibi zamana karşı, gece gündüz demeden, neredeyse uyumadan çalıştı; Sousa Mendes yorgunluktan bayılmadan önce binlerce vize hazırlamıştı. Bu göçmenlerden herhangi birini kabul etmeye pek de gönlü olmayan Portekiz hükümeti, itaatsiz konsolosu dışişlerinden ihraç etti ve eve dönüş yolunda kendisine eşlik etmesi için muhafız bile yolladı. İnsanların sözlerine itibar etmeyen yetkililer, belgelere derin bir saygı duyar. Sousa Mendes'in emirlere karşı gelerek verdiği vizeler Fransız, İspanyol ve Portekiz bürokratların hepsi tarafından kabul edildi ve 30 bine yakın insan Nazilerin ölüm kamplarından kurtarıldı. Yalnızca plastik bir mühür kuşanmış Sousa Mendes, soykırım boyunca tek başına girişilmiş en büyük kurtarma operasyonunu başarıyla tamamladı.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Tarih
Altı bin yıl kadar önce Sümerlerdeki ilk antik şehirlerde tapınaklar aynı zamanda önemli siyasi ve ekonomik merkezler olarak da hizmet verirdi. Sümer tanrıları modern markalara ya da şirketlere benzer bir işlev üstlenmişti. Bugün şirketler mülk sahibi olabilen, para ödeyebilen, insanları işe alan ve ekonomik girişimlerde bulunabilen yasal kuruluşlardır. Uruk, Lagaş ve Şuruppak antik kentlerinde tanrılar kendi tarlalarına ve kölelerine sahip olabilen, borç alıp verebilen, maaş ödeyebilen, barajlar ve su kanalları inşa edebilen yasal kuruluşlar gibi işliyordu.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Tarih
İnsanlar tarihi yazdıklarına inansa da, esasında tarih, kurgulardan oluşan bir ağın etrafında örülür. Kişisel temel yetilerimizin Taş Devri'nden bu yana tamamen değişmese bile gerilediğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hikayeler örgüsü zamanla hep daha da güçlenerek ilerledi ve tarihi Taş Devri'nden Silikon Devri'ne taşıdı. Her şey 70 bin yıl önce Sapiens'in sadece hayal gücünde var olan şeyler hakkında konuşabilmesini sağlayan Bilişsel Devrim'le başladı.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Tarih