Roma'da, kocasına yaşayan üç çocuk veren nikahlı eşin, kanunen cinsel yaşamdan çekilme hakkı vardı. Genellikle eşler bu haklarını kullanırlardı (ki bu da cinselliğin pek de mutluluk verici olmadığını düşündürüyor). Nikahlı eş muafiyet hakkını elde eder etmez kendi dairesine çekilir, koca da genelevlerde kurtizanlarla beraber olurdu. Bu kadınları eve de getirebilirdi ve nikahlı eş buna ses çıkaramazdı. Daha sonraları ortaçağda, hayat kadınlarına kötü gözle bakılmaya başlandı. Kilise bu "yoldan çıkmış" kızları bir taraftan kınarken, bir yandan da duruma göz yumuyordu. Sonuçta bu, "gerekli bir kötülük" olarak görülüyordu. Bu müsamahanın temelinde de yine, erkek cinselliğinin meşru ve bastırılamaz bir gereksinim olarak görülmesi yatıyor: Hayat kadını, doyumsuz kocaları rahatlatır, delikanlıların "milli olmasını" sağlar.